Kocabaş : ‘Sigortalar can simidimiz’

KOSDER Deniz Sigortaları Paneli İMEAK Deniz Ticaret Odası'nda (DTO) gerçekleştirildi.

Denizcilik Dergisini takip edin : LinkedIn - Facebook - Twitter - Instagram - YouTube

KOSDER Deniz Sigortaları Paneli İMEAK Deniz Ticaret Odası’nda (DTO) gerçekleştirildi. KOSDER olarak sektörün her ayağında bilinmeyenleri fazla olan deniz sigortaları konusunda bir panel düzenlemekten son derece memnun olduklarını ifade eden KOSDER Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kocabaş, “Her ticari faaliyette olduğu gibi; deniz yolu taşımacılığı da içerisinde yer alan ve değer zincirini oluşturan bileşenlerle bir bütün olarak ele alınmalıdır. Bu bileşenlerin en önemlilerinden birisi olan ve tabiri caizse gemilerimizin can simidi olan deniz sigortaları dünden bugüne deniz ticaretine paralel olarak gelişim göstermektedir. Dünya sularının çetin şartları ve gemilerin seferleri sırasında karşı karşıya kaldıkları rizikolar, tarihi neredeyse deniz ticareti kadar eski olan deniz sigortacılığını sektörümüzün vazgeçilmezi haline getirmiştir. Yoğun rekabet ortamında ciddi bir finansman gideriyle gemilerini yüzdüren armatörlerin, bertaraf edilmesi zor olan riskleri analiz etmeleri; sigorta ödemelerinin düşmesine ve dolayısıyla işletme maliyetlerinin de azalmasına fayda sağladığı bilinmektedir” dedi.

Kayıplarımızda sigortalar devreye giriyor

Sigortacılık şirketlerin prim karşılığında yapılan deniz sigortası ile sigortalıyı koruyan ve kar amacı güden kuruluşlar olduğunu belirten Kocabaş, “Taşımacılık esnasında geminin kendisinin, taşıdığı yükün veya diğer unsurların zarar görmesi ticarete dahil olan bütün etmenleri olumsuz etkilediği gibi, büyük oranda maddi kayıplara da neden olmaktadır. Tam da bu noktada deniz sigortaları; armatör ve işletmecilerin sermayelerini teminat altına almakla kalmayıp, sektörün sürekliliğini sağlama adına da önemli bir işlevi yerine getirmektedir. Bu sebeple, denizciliğin risklerine karşı alınan tedbirlerin doğru ve yerinde olması adına deniz sigortalarının kavranması, karmaşık yapısının hem sigortalı hem de sigortalatan tarafından detaylı bir şekilde ele alınması büyük bir önem taşımaktadır” diye konuştu.

Sigorta konusunda dikkat edilmesi gerekenler

Omni Sigorta Yetkilisi Erdem Atabey, çatışma mesuliyet oranlarının paylaştırılmasının 3 şekilde ayrıştırıldığını söyledi. Bu ayrıştırılmaları tekne sigorta bedeli, P&I teminat sigortaları ve çatışma sorumluluğunun tekne sigortasından çıkartılması olarak ele alınması gerektiğini dile getiren Atabey, “Bu sorumluluğun P&I sigortası kapsamında alınması, en çok kullanılan sigorta çeşididir budur zira, daha faydalı olacaktır. P&I sigortası bu konu kapsamında muafiyet avantajı, servis hızı, garanti mektubu bilinirliği, gemi hedeflerini aşan çalışma sorumluluklarında hesap kolaylığı sunmaktadır. P&I’ın bilinirliği yurt dışında daha fazla olduğu için P&I garanti mektubu daha kabul görür. Teminatta boşluk olmaması adına 4/4 çatışma mesuliyet sigortası tercih edilir. Tekne, makine, harp, grev poliçesinde P&I riskleri, tekne bedeli kadarı harp P&I sigortası kapsamına alınmalıdır. Peki, burada dikkat edilmesi gerekenler nelerdir? Poliçede gemi bilgilerinin mutlaka olması gerekiyor. Sigorta poliçenizin teminat limiti yer almalıdır. (Bu durum, sigorta şirketlerine göre değişiklik gösterebilir). FD&D Sigorta ihtiyacı, ihtilafa konu olan mevzuda teminat sağlanamaz. FD&D sigortası danışmanlık poliçesidir ve hukuki koruma sigortasıdır. P&I’lar daha hızlı hareket edebiliyor ve muafiyet sağlıyor” dedi.

Tarafların açık ve net olması lazım

Omni Sigorta’dan Gürhan Kulle ise, “1983 ve 1995 poliçe versiyonlarını kıyasladığımızda arada çok çeşitli farklar olduğunu görebiliriz. Sigorta konusunda karışıklığı önlemek için sigortacının klas kuruluşunu onaylaması lazım. Sigortanın sonlandırılmasında da 1983 ve 1995 poliçe versiyonlarını bazı farklılıklar var. Doğal afet niteliğindeki riskler, karşı tarafa vereceğiniz zarar, çatışma davaları, hasar tekliflerinin nasıl sunulacağı ile ilgili farkındalıklar gibi başlıkların poliçeye açık ve net bir şekilde anlatılması gerekiyor. İhbar süresinde zaman aşımı 12 aydır. Bu zaman aşımının süresinin taraflarca netleştirilmesi gerekiyor” diye konuştu.

Artan çevre kirliliği cezaları

Avukat Çağdaş Kırcalı da çevre kirliliği cezalarında Anayasa ve çevre kanunlarının açık olduğunu söyledi.

Türk Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunu gibi kanunların da bu perspektifte ele alınması gerektiğini belirten Kırcalı, Limanlar Kanunu’na İlişkin yönetmelikin ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin bu konuda açık olduğunu dile getirdi.

Türk hukukuna göre gemilerin neden olduğu deniz kirliliğine ilişkin mevzuatın madde 8’de kirletme yasağının kapsamının belirlendiğini ifade eden Kırcalı, Çevre Kanunu’na göre verilecek cezalarda geminin türü, kirliliğinin çeşidi, geminin gross tonajının belirleyici olduğunu sözlerine ekledi.

Kaynak : Denizhaber.com


Bunları da beğenebilirsin
X