Denizcinin anasayfası

Dr. Kapt. Ali Cömert yazdı : Yeni Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği

Dr. Kapt. Ali Cömert

          Giriş

          Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız tarafından hazırlanan “Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği” geçtiğimiz yılın son gününde, 31 Aralık 2018 Pazartesi günü 30642 (4. Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. Denizcilik ve özellikle kılavuzluk çevrelerinde kısaca “Teşkilat Yönetmeliği” adıyla da bilinen ilgili Yönetmelik kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerini nasıl etkileyecek? Henüz çok yeni bir yönetmelik olduğu ve zaman içinde uygulamalarla, bu uygulamaları destekleyecek kararlarla belki şimdi sorulan çeşitli soruların açıklığa kavuşacağı düşünülebilir. Yönetmeliğin geneli hakkında fikir sahibi olmak ve uygulanmasına yönelik merak ettiklerimizi şimdiden sormak ve cevap aramak, Yönetmelik metnini irdelenmek ve gündeme taşımak amacıyla incelememizde fayda var.

Delmar Safety

          Yönetmeliğin Genel Yapısı ve İçeriği:

          Eğer Yönetmeliği okuyup anladıysanız bir sonraki “Yönetmelikteki tartışmalı hususlar” başlığına kadar bu bölümü okumadan atlayabilirsiniz. Eğer “bir daha hatırlayalım”, derseniz, Yönetmeliğin kapsamlı ve uzunca bir özetini bulacaksınız. Çelişkiye düştüğünüzde tabi ki Yönetmeliğin aslını dikkate alın.

          Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği altı bölümden oluşuyor. Birinci bölüm “Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar” başlığı altında ilk dört maddede “Amaç”, “Kapsam”, “Dayanak”, “Tanımlar ve kısaltmalar” açıklanmış. 4. maddede a) bendinden i) bendine kadar “Bakan”, “Bakanlık”, “Faaliyet lisansı”, “Gemi”, “Hizmet sahası”, “İdare”, “Kılavuz kaptan”, “Kılavuzluk/römorkörcülük teşkilatı”, “Kıyı tesisi”, Liman başkanlığı”, “P&I sigortası” ve “Römorkör” tanımları yapılmış. İkinci bölüm, “Faaliyet Lisansı ve Hizmet İzni Verilmesine İlişkin Temel Usul ve Esaslar” başlığı altında, madde 5 ile madde 11 arasındaki maddelerde “Faaliyet lisansı verilmesine ilişkin temel usul ve esaslar”, “Hizmet izni verilmesine ilişkin temel usul ve esaslar”, “Faaliyet lisansı başvurusu ve teşkilat yapısı”, “Faaliyet lisansı sınıfları ve yeterlik şartları”, “Faaliyet lisansı süresi ve hükümleri”, “İzin şartı ve hizmet izin belgesi”, “Hizmet sahası sınırları ve teşkilat sayısı” alt başlıklarıyla düzenlenmiş. Üçüncü bölüm “Hizmet izni ve süresi” başlığı altında madde 12 ve 13’de, “Hizmet izni, ön izin ve izin” ve “İzin süresi” alt-başlıklarıyla belirlenen konularını kapsıyor. Dördüncü bölüm, “Teminat, Devir Şartları, Yasaklar, Denetim ve İznin İptali” başlığı altında, madde 14’den, madde 18’e kadar, “Teminat”, “Teminatın iadesi”, “İznin, hisselerin ve liman işletmesinin devri”, “Yasaklar ve yükümlülükler” ve “Denetim” alt başlıklarıyla düzenlenen konuları kapsıyor. Beşinci bölüm, “Cezai Hükümler” başlığı altında madde 19 ve 20’de, “İznin iptali, idari para cezaları ve diğer idari yaptırımlar” ve “Teşkilatın hizmetlerinden kaynaklı kusurlar” alt başlıklarıyla düzenlenen konuları kapsıyor. Altıncı bölüm, “Çeşitli ve Son Hükümler” başlığı altında, madde 21’den, madde 24’e kadar, “Etap seyri”, “Özel hükümler”, “Yürürlük” ve “Yürütme” alt başlıklarıyla düzenlenen konuları kapsıyor.

          Yönetmeliğin uygulamada yenilik veya değişiklik getiren yönlerini vurgulayarak genel olarak özetleyelim. Yönetmeliğin amacı, 1. maddede “mevcut ve gelecekte olabilecek tüm kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinin verildiği veya verilebileceği yerlerde bu hizmetleri düzenlemek” olarak belirtilmiş ve bu hizmetlerin kamu hizmeti olduğu vurgulanmış. Kapsamı ise 2. maddede belirtilmiş. Yönetmelik hükümlerinin, Türkiye’nin deniz yetki alanlarında, Türk Boğazları Bölgesinde, kanallarda ve iç sularda kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerine ilişkin usul ve esasları kapsadığı, askeri olmayan kıyı tesislerine giren veya çıkan yabancı askeri gemiler haricinde askeri gemiler ve askeri tesislerin ise kapsam dışında olduğu ifade edilmiş. Madde 3’de Yönetmeliğin hukuki çerçevesi ve dayanakları belirtildikten sonra “Tanımlar ve kısaltmalar” başlığı altında 4. maddede Yönetmelikte geçen önemli unsurlar tanımlanmış.

          Yönetmeliğin İkinci Bölümü ise faaliyet lisansı ve hizmet iznine ilişkin düzenlemeleri kapsıyor. Kılavuzluk ve/veya römorkörcülük hizmetleri verebilmek için tüm kuruluşların İdareden faaliyet lisansı alması şart koşulmuş. İdare, kılavuzluk ve/veya römorkörcülük hizmeti vermek isteyen her bir kuruluşa, istenen koşulları sağlamaları kaydıyla, hizmetin sınırlarını tanımlayan A, B ve C sınıfı faaliyet lisansı veriyor. Yönetmeliğe göre İdare A, B ve C hizmet sahalarını belirleyip 2019 Ocak ayı sonuna kadar ilan edecek. Bu sahalardaki kılavuzluk ve/veya römorkörcülük hizmetleri uygun faaliyet lisansına sahip olan ve ayrıca İdare tarafından belirlenen ilave şartları sağladıktan sonra faaliyet izni alan teşkilatlar tarafından verilebilecek. Bir hizmet sahasında hizmete talip olmak için en az o hizmet sahasının gerektirdiği sınıfta veya daha üst sınıfta lisans gerekli. Yani A sınıfı faaliyet lisansına sahip kuruluşlar bütün hizmet sahalarında, B sınıfı faaliyet lisansına sahip kuruluşlar B ve C hizmet sahalarında, C sınıfı faaliyet lisansına sahip kuruluşlar ise yalnız C hizmet sahalarında hizmet verebilirler. Bununla birlikte İdare kamu yararı ve emniyet gözeterek, gerekli gördüğünde birleştirme, değişiklik ve lisans düzeyi değiştirme ve yetkilendirme yapabilecek. Kılavuzluk hizmetleri için bir hizmet sahasında yalnızca bir kuruluşa izin verilecek. Hizmet izni verilecek olan kuruluş belirlenirken göz önüne alınacak koşullardan ilki “Hizmet sahasının coğrafi, ekonomik, stratejik ve güvenlik özellikleri,” olarak Yönetmelikte yer almış. Kıyı tesislerinin nitelikleri ile imar planı durumu, kamu yararı, hizmet izni talebinde bulunan kuruluşun personel, ekipman ve mali yeterlikleri de diğer koşullar içinde sayılıyor. Yönetmelikte en önemli yeniliklerden biri olarak başvuru yapılan hizmet sahasının kılavuz kaptan yeterlik belgesine sahip istihdam edilmiş kılavuz kaptanların en az sayısı belirlenmiş. A sınıfı hizmet izni için 24, B sınıfı hizmet izni için 8 ve C sınıfı hizmet izni için 2 kılavuz kaptan istihdam edilmesi gerekiyor. Ayrıca bölgesel ve kurumsal hizmet tecrübeleri gibi teknik unsurlar da maddeler arasında. İlgili hizmet sahasında bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce hizmet vermiş olan bir kuruluş varsa bu kuruluşun hizmet verdiği süre zarfındaki etkinliği ve verimliliği ile bölgesel hizmet tecrübesi birlikte değerlendirilerek teşkilat seçimi yapılacak.

          Yönetmeliğe göre, İdare, herhangi bir hizmet sahasında seyir emniyeti ile can, mal, deniz ve çevre güvenliği esasına dayalı olarak; A hizmet sahaları için en fazla 3 (üç), B hizmet sahaları için en fazla 2 (iki) ve C hizmet sahaları için 1 (bir) römorkörcülük kuruluşuna hizmet izni veriyor. Hizmet izni verilecek olan kuruluş belirlenirken; hizmet sahasının coğrafi, ekonomik, stratejik ve güvenlik özellikleri, kıyı tesislerinin nitelikleri ile imar planı durumu, kamu yararı, hizmet izni talebinde bulunan kuruluşun personel, ekipman ve mali yeterlikleri göz önünde bulundurulacak. Bu kapsamda ayrıca, İdareye sunulan römorkör sayısı, güçleri ve nitelikleri gibi teknik unsurlar, İlgili hizmet sahasında bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce hizmet vermiş olan bir kuruluş varsa bu kuruluşun hizmet verdiği süre zarfındaki etkinliği ve verimliliği ile bölgesel hizmet tecrübesi, birlikte değerlendirilerek teşkilat seçimi yapılacağı belirtilmiş.

          Hizmet alanı içinde sonradan oluşturulan tesislerle ilgili olarak İdarenin onayıyla mevcut teşkilatlara yetki veriliyor. Yönetmeliğe göre “Bir kuruluşun hizmet izni alarak göreve başladığı hizmet sahası içerisinde sonradan kurulan kıyı tesisine yönelik kılavuzluk ve/veya römorkörcülük hizmetleri, İdareden onay alınması kaydıyla bu hizmet sahasında yetkilendirilmiş teşkilat tarafından verilir. Özel güvenlik bölgeleri ile stratejik önem arz eden kıyı tesislerine yönelik olarak İdare farklı bir düzenleme yapabilir.” maddelerine göre düzenleme yapılacak. Bu şekilde verilen bir yetkinin başka sahalar için hak oluşturmayacağı, komşu tesis ve benzerleri için hizmet izni için karar ve düzenlemelerin de İdare tarafından yapılacağı belirtilmiş. Yönetmelikte ayrıca olağanüstü durumlarda İdarenin uygun kuruluşlar arasından resen veya doğrudan görevlendirme yetkisi ve böyle bir görevlendirmenin kalıcı bir hizmet izni hakkı oluşturmayacağı ifade edilmiş. Aynı maddenin bir diğer bendinde, Bu Yönetmeliğin yayımlanmasından önce, İdare tarafından geçici olarak izin verilmiş hizmet sahalarında, o hizmet sahasının sınıfının belirlenmesini müteakip bu Yönetmelik kapsamında kılavuzluk ve römorkörcülük teşkilatı yetkilendirilinceye kadar, mevcut teşkilatın hizmet vermeye devam edeceği belirtilmiş.

          Tersaneler ve gemi geri dönüşüm tesisleri ile ilgili düzenleme de yönetmelikte yer almış. Yönetmeliğe göre bu gibi tesisler kendi kılavuzluk ve/veya römorkörcülük hizmetlerini kendi faaliyet lisansına sahip kuruluşları tarafından vermek üzere yetkilendirilebiliyor. Bu izinle başka yer için talepte bulunamaz, fakat aynı liman başkanlığı idari sorumluluk sahası içerisinde bulunan ve tesis bütünlüğüne bitişik veya çok yakın bir kıyı tesisine yönelik olarak İdare tarafından gerekli görülmesi halinde yetkilendirilebilirler.

          Yönetmeliğin “Bir teşkilatın yetkili olduğu hizmet sahası dışında yeni bir kıyı tesisi işletmeye açıldığında, uygun faaliyet lisansına sahip olması şartıyla o kıyı tesisinin talebi hizmet izni için öncelikli olarak değerlendirilir. Kıyı tesisi işleticisinin kendi tesisine yönelik hizmet izni talebi olmaması durumunda, İdare uygun faaliyet lisansına sahip bir kuruluşu bu hizmet sahasında teşkilat olarak görevlendirir.” ifadesiyle, yakın, bitişik veya komşu olduğu belirtilmediği için çok belirgin olmasa da, yeni açılan komşu tesislerin durumunu belirlediği anlaşılıyor.

          Yönetmelikte ayrıca kamu ve özel imtiyaz hakkı olan kuruluşların İdarenin onayı ile hizmet alımı yapabilmelerine olanak sağlayan hükümler var.

          İdarece yapılacak resen görevlendirmeler haricinde bir teşkilatın sahip olduğu faaliyet lisansında en fazla iki hizmet sahasında, toplamda ise en fazla üç hizmet sahasında yetkilendirilebileceği hususu teşkilatları iki büyük bir küçük hizmet alanı, örneğin A+A+B, A+A+C veya B+B+C gibi hizmet hacmiyle sınırlandırmış.

          Faaliyet lisansı başvurusunda bulunabilmesi için özel kuruluşların 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca kurulan sermaye şirketlerinden olması gerekiyor. Özel kuruluşların ana sözleşmelerinde kılavuzluk ve/veya römorkörcülük faaliyetleri ile iştigal edeceklerinin belirtilmesi gerekiyor. Yönetmelik ayrıca özelleştirilen limanlar için imtiyaz koşulu olarak, işletme hakkı devir sözleşmelerinde, kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinin liman işletme hakkını devralan kuruluşça yerine getirileceği hususunun belirtilmiş olması gerektiğini hükme bağlamış.

          Yönetmelik teşkilatlarda görevli zorunlu personelin fiilen ve hukuken teşkilat bünyesinde çalışması, teşkilatın bordrolu personeli olması, bu durumun sosyal güvenlik kayıtları ve diğer belgelerle ortaya konulabilmesini mecburi tutuyor.

          Yönetmeliğe göre hizmetlerde kullanılacak deniz araçlarının kuruluşun mülkiyetinde ve istenen koşullara uygun olması isteniyor. Faaliyet lisansı almak için İdareye başvuruda bulunan kuruluşların, başvurularında, kullanılacak araç, gereç ve teçhizatın listesi ile temin edilme şekillerine ilişkin belgeleri, kuruluşun veya ortaklarının ticari faaliyetlerinden dolayı devlete vergi veya sigorta prim borcunun olmadığını gösteren belgeleri, kuruluşu temsil ve ilzam yetkisine sahip şahısların isim listesi ve imza sirkülerini, İdare tarafından yetkilendirilmiş klas kuruluşlarınca römorkörlere yönelik olarak düzenlenmiş klas sertifikaları ve yine bu kuruluşlar tarafından son beş sene içerisinde düzenlenmiş olan çekme gücü sertifikalarını, kılavuz kaptanların yeterlik belgelerini sunmaları gerekiyor. Faaliyet lisansı almak için başvuran kuruluşun İdareye sunmuş olduğu en az teknik şartların tespitine yönelik olarak, İdare tarafından yerinde denetim ve incelemede bulunularak uygunluk raporu düzenlenmesi gerekli. Başvurusuna yönelik en az şartları sağladığı tespit edilen kuruluşa sınıfına uygun olarak faaliyet lisansı düzenleniyor.

          Yönetmeliğe göre faaliyet lisansı sınıfları ve yeterlik şartları ayrıntıları 8. Maddede belirlenmiş. Bu belgeler üçe ayrılıyor. A, B ve C sınıfı olarak verilen bu belgelerden herhangi birini almak için Yönetmelikte belirtilen şartların sağlanması ve bunun belgelendirilmesi gerekiyor. A sınıfı kılavuzluk faaliyet lisansı için en az 24 (yirmi dört) kılavuz kaptan istihdamı, en az ROC’lu 3 (üç) gözcü-muhabereci istihdamı, kuruluş mülkiyetinde en az 18 mil/saat hıza ve en az 10 metre uzunluğunda, en az iki pilot motoru gerekiyor. B sınıfı kılavuzluk faaliyet lisansı için en az 8 (sekiz) kılavuz kaptan istihdamı, en az ROC’lu 2 (iki) gözcü-muhabereci istihdamı, kuruluş mülkiyetinde en az 18 mil/saat hıza ve en az 10 metre uzunluğunda, en az 1 (bir) pilot motoru gerekiyor. C sınıfı kılavuzluk faaliyet lisansı için en az 2 (iki) kılavuz kaptan istihdamı, kuruluş mülkiyetinde veya 5 yıldan az olmamak kaydıyla kira sözleşmesiyle temin edilen en az İdarenin uygun ve yeterli gördüğü boy, hız ve diğer özelliklerde, en az 1 (bir) pilot motoru gerekiyor.

          A sınıfı römorkörcülük faaliyet lisansı için en az dördü kuruluşun mülkiyetinde, diğer ikisi beş yıldan az olmayan kira sözleşmesiyle edinilen, biri en az 60 ton çeki gücünde, ikisi en az 45 ton çekme gücünde, diğerleri de en az 30 ton çeki gücünde, en az 6 römorkör zorunlu tutulmuş. B sınıfı römorkörcülük faaliyet lisansı için en az biri kuruluşun mülkiyetinde, diğeri beş yıldan az olmayan kira sözleşmesiyle edinilmiş her biri en az 30 ton çeki gücünde olmak üzere en az 2 römorkör zorunlu tutulmuş. C sınıfı römorkörcülük faaliyet lisansı için kuruluşun mülkiyetinde veya beş yıldan az olmayan kira sözleşmesiyle edinilmiş en az 1 adet en az 30 ton veya 2 adet her biri en az 16 ton çeki gücünde römorkör zorunlu tutulmuş. Her sınıftan römorkör faaliyet lisansı için römorkörlere yönelik tekne ve makine sigortası ile birlikte İdarece kabul edilen P&I sigortasına sahipliğinin belgelenmesi zorunlu tutuluyor. A ve B sınıfı römorkör faaliyet lisansı için römorkörlerin en az yarısı, azimut kıçtan tahrikli, siklon pervaneli traktör tip, azimut pervaneli traktör tip veya İdarenin uygun göreceği benzer sistemler ile donatılmış ve yüksek manevra kabiliyetine sahip olması isteniyor. A ve B sınıfı römorkör faaliyet lisansı için römorkörlerin sahip olduğu yangın söndürme sisteminin sınıfı, İdare tarafından yetkilendirilmiş klas kuruluşlarınca düzenlenmiş klas sertifikasında belirtilmesi, C sınıfı römorkör faaliyet lisansı için ise römorkörün yangın söndürme sisteminin mevcut ve çalışır durumda olduğunun klas kuruluşunca belgelenmesi isteniyor. Bu Yönetmelik kapsamında verilecek hizmetlere yönelik olarak, bu Yönetmeliğin yayım tarihinden sonra ilk defa kullanılacak olan römorkörlerin Türkiye’de inşa edilmesi zorunlu tutulmuş. İdarenin değerlendirmesi esas olmak üzere, römorkörlerin işletmecilik süreci içerisinde çekme kuvvetinde yaşanabilecek en fazla %10 değerinde güç kaybı kabul edilebiliyor.

          Kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetleri mali, teknik ve idari yeterlik şartlarına dair ortak hükümler kapsamında A ve B sınıfı kılavuzluk ve römorkörcülük faaliyet lisansı için kuruluşlardan ISO 9001 kalite yönetim sistemine sahip olmaları isteniyor. Faaliyet lisansı koşulu olarak, A sınıfı kılavuzluk için en az 5 (beş) milyon TL, A sınıfı römorkörcülük için en az 30 (otuz) milyon TL, B sınıfı kılavuzluk için en az 1 (bir) milyon TL, B sınıfı römorkörcülük için en az 10 (on) milyon TL ödenmiş sermaye gerekiyor.

          Faaliyet lisansı süresi ve hükümleri madde 9’da ele alınmış. Lisanslar 5 yıllık düzenlenmiş. Faaliyet lisansı alma şartlarını kaybettiği tespit edilen kuruluşa en çok 3 ay süre veriliyor. Mevcut kuruluşların faaliyet lisansı başvurularını, İdare tarafından hizmet sahalarının ilan edilmesini müteakip 30 gün içerisinde İdareye yapmaları gerekiyor. Lisans başvuruları, başvuru tarihini müteakip en geç 60 gün içerisinde İdare tarafından sonuçlandırılacak ve şartları sağlayan kuruluşa uygun faaliyet lisansı verilecek. Hizmet alımı yapmakta olan kuruluşlar ile bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yeni kurulan ve kılavuzluk ve/veya römorkörcülük hizmeti vermek isteyen kuruluşların faaliyet lisansı için başvuru hakkı saklı tutuluyor. A sınıfı faaliyet lisansı olan yetkili teşkilat, kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetinin verilemediği hizmet sahalarında İdarece yapılacak resen görevlendirmeleri kabul etmek zorunda tutuluyor. Faaliyet lisansı ve hizmet izni Yönetmelikte devredilemez özellikte tanımlanmış.

          Yönetmelik izin şartı ve hizmet izin belgesi konularını 10. madde kapsamında belirlemiş. Herhangi bir hizmet sahasında İdare adına kılavuzluk ve/veya römorkörcülük hizmetleri verecek kuruluşların bu Yönetmelikte belirtilen şartları yerine getirerek İdareden, Kılavuzluk/Römorkörcülük Teşkilatı Hizmet İzin Belgesi alması şart koşulmuş. Hizmet izin belgesi başvurusunda bulunabilmek için uygun faaliyet lisansına sahip olmak ön şartı var. Hizmet izin belgesinde, hizmet sahasının sınırları ve var ise bu sınırlar içindeki hizmet istisnaları, iznin başlangıç ve sona erme tarihleri ile İdare tarafından uygun görülen diğer hususlar belirtilecek. İdareden kılavuzluk ve/veya römorkörcülük teşkilatı hizmet izin belgesi almayan kuruluşlar herhangi bir hizmet sahasında kılavuzluk ve/veya römorkörcülük hizmeti veremeyecekler.

          Hizmet sahası sınırları ve teşkilat sayısına ilişkin hükümler Yönetmeliğin 11. maddesinde yer almış. A, B, C hizmet sahalarının sınırları, bölgenin coğrafi, ekonomik, stratejik ve güvenlik şartları, Deniz trafiğinin yoğunluğu, uğrak yapan gemilerin tip, sayı, boyut ve tonajları ile bölgede elleçlenen yükün miktarı ve özellikleri, kıyı tesislerinin nitelikleri, sayısı ve fiziki koşulları ile hizmetin emniyetli, etkin ve süratli olarak verilebilirliği ve sürdürülebilirliği, bu Yönetmelik yayımlanmadan önce başka bir mevzuat ve düzenlemeyle elde edilmiş haklar, imar planı bütünlüğü bulunan kıyı tesisi bölgeleri veya kümelenmiş kıyı tesislerinin yoğun olduğu kıyı veya deniz alanları gözetilerek İdare tarafından belirleniyor. Bir hizmet sahası içinde tek bir kılavuzluk kuruluşuna hizmet izni veriliyor. Fakat bu kuruluş aynı hizmet sahasında römorkörcülük hizmeti veremiyor.

          Yönetmeliğin üçüncü bölümü hizmet izni ve süresine ilişkin hükümleri içeriyor. Hizmet İzni, “ön izin” ve “izin” olmak üzere iki aşamalı olarak düzenlenmiş. Yönetmeliğin 12. Maddesine göre kılavuzluk ve/veya römorkörcülük hizmeti vermek isteyen kuruluşların faaliyet lisanslarını almalarını müteakip 30 gün içerisinde hizmet izin belgesi almak için İdareye başvurmaları gerekiyor. İlan edilen bir hizmet sahasında görev yapacak teşkilatın belirlenmesi için, uygun faaliyet lisansına sahip olup, sayı ve niteliği İdarece belirlenecek ilave römorkör ve kılavuz botu, ilave kılavuz kaptan gibi emniyet ve güvenliğe yönelik teknik şartları sağlayan kuruluşlar arasından, madde 6’da belirtilen şartlar kapsamında İdarece değerlendirme yapılıyor. Değerlendirme sonucunda, hizmet vermeye uygun bulunan kuruluş/kuruluşlardan bu Yönetmelik koşullarını ve varsa faaliyet lisansı en az şartlarına ilave olarak İdare tarafından kendilerine bildirilmiş teknik ve idari şartları 3 ay içerisinde sağlayacaklarını belirtir Kılavuzluk/Römorkörcülük Hizmet Taahhütnamesi ile geçici teminat alınıp ve ön izin veriliyor. Ön izin alan kuruluşun en geç 30 gün içerisinde hizmete başlaması gerekiyor. Ön izin alan kuruluşa, kılavuzluk ve/veya römorkörcülük teşkilatı hizmet izin belgesinin verilmesi için; yapılan denetim sonucunda taahhütlerini yerine getirdiğinin tespit edilmesi, kesin teminatını yatırması ve hizmete başladığının ilgili liman başkanlığı tarafından bildirilmesi gerekli. Üç ayın sonunda taahhütname şartlarını sağlayamayan ve kılavuzluk ve/veya römorkörcülük teşkilatı hizmet izni belgesi alamayan kuruluşun ön izni iptal edilerek teminatı Hazineye irat kaydediliyor. Mücbir bir sebebin varlığına bağlı olarak, bu maddenin altıncı fıkrasında belirtilen süre dâhilinde gerekli şartların sağlanamaması durumunda İdare tarafından mücbir sebep ortadan kalkıncaya kadar ek süre verilebiliyor. Taahhütlerini ön izin süresine gerek duymaksızın başlangıçta yerine getirdiği tespit edilen kuruluşlara, kesin teminatı yatırması ve hizmete başlaması halinde hizmet izni veriliyor. Hizmet yetkisi alan kuruluşlardan, taahhütnamelerini bu Yönetmelikte belirtilen süreler içinde yenilemeyenlerin ya da İdare tarafından yapılacak denetim sonucunda yeni verdikleri taahhütname gereklerini İdarece verilen süre zarfında yerine getirmedikleri tespit edilenlerin faaliyetleri durdurulup, izinleri iptal ediliyor.

          İzin süresi Yönetmeliğin 13. maddesinde düzenlenmiş. Kılavuzluk ve römorkörcülük teşkilatlarına verilen hizmet izni süresi, A sınıfı hizmet sahaları için 20 yıl, B sınıfı hizmet sahaları için 15 yıl ve C sınıfı hizmet sahaları için 10 yıl olarak belirlenmiş.

          Yönetmeliğin dördüncü bölümünde “Teminat, Devir Şartları, Yasaklar, Denetim ve İznin İptali” konuları ele alınmış. “Teminat” konusu madde 14’de düzenlenmiş. Bu maddeye göre, İdare, hizmet izni başvurularında, aynı maddenin ikinci fıkrasında belirlenen yöntemle süresiz ve koşulsuz bir banka teminatı talep ediyor. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre hizmet sahasında kılavuzluk ve/veya römorkörcülük hizmetinden elde edilen son üç yıllık gayrisafi hâsılatın ortalamasının % 3’ü oranında geçici teminat, % 6’sı oranında kesin teminat miktarı belirleniyor. Yeni liman tesislerinin kurulması sebebiyle oluşturulan hizmet sahaları için verilecek izinlerde teminata esas değer, benzer özelliklere sahip diğer hizmet sahaları veya kıyı tesislerindeki gemi hareketlerine bağlı hizmet gelirleri hesaplanarak emsal değer yoluyla İdare tarafından belirleniyor. Hizmet izni başvurusunda bulunan kuruluşlardan geçici teminat, hizmet izni başvurusu kabul edilen kuruluşlardan ise kesin teminat alınıyor. 6. maddenin dokuzuncu fıkrasında belirtilen nitelikteki (başka teşkilattan hizmet alımı yapan) teşkilatlar ile İdarece resen görevlendirilen teşkilatlardan teminat istenmiyor.

          Teminatın iadesi hususu madde 15’te düzenlenmiş. 14. maddeye göre alınmış teminatlardan; İdare tarafından yapılan değerlendirme neticesinde, kılavuzluk/römorkörcülük teşkilatı izin başvurusu yapan kuruluşlardan başvuruları kabul edilmeyenlerin geçici teminatı iade ediliyor. Kılavuzluk ve/veya römorkörcülük teşkilatları hizmet izin süreleri sonunda yeniden izin alamadıkları takdirde kesin teminatları, bu teşkilatın İdareye kesinleşmiş borcunun bulunmaması halinde tamamen, kesinleşmiş borcunun olması halinde ise ilgili borçlar düşülerek iade ediliyor. Liman işletmesinin devriyle birlikte veya kılavuzluk ve/veya römorkörcülük teşkilatının kendi talebi ile hizmet izninin iptal edilmesi durumunda, alınmış kesin teminatlar bu teşkilatın İdareye varsa kesinleşmiş borcu düşülerek ve İdare tarafından o hizmet sahasında yeni bir yetkilendirme yapıldığında iade ediliyor.

          İdarece verilen izinler hiçbir surette devredilemiyor. Yetkili kılavuzluk ve/veya römorkörcülük teşkilatının ortaklarında veya ortakların hisse yapısında değişikliğe neden olacak hisse devirlerinin dahi İdareye bildirilerek onay alınması gerekiyor. Ayrıca hisseleri devralacak ve şirketi temsile yetkili olacak kişilerin şirketi temsile yetkili ortaklarda aranılan ve bu Yönetmelikte belirtilen şartları taşıması da gerekli. İdarenin onayı olmaksızın yapılan hisse devrinin tespiti halinde hizmet izni iptal ediliyor. Liman işletmesinin devri halinde, kılavuzluk ve/veya römorkörcülük hizmetleri kıyı tesisini devreden şirket tarafından yürütülüyorsa, söz konusu izin ihbara gerek olmaksızın iptal olmuş sayılıyor. Limanı devralan işletmenin, sadece devralınan limanda geçerli olmak üzere kılavuzluk ve/veya römorkörcülük hizmet izin başvurusu devirden itibaren bir ay içerisinde İdareye yapılıyor. İzin başvuruları, bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde uygun değerlendirilmesi halinde devralan kuruluş, devreden kuruluşun kalan hizmet süresi kadar İdare tarafından yetkilendiriliyor. Devredilen limandaki hizmet teşkilatı, sahip olduğu izin çerçevesinde bu limanın dışında başka kıyı tesislerinde de hizmet veriyorsa, o bölgelerdeki faaliyeti de sona eriyor. İdare bu bölgeler için uygun göreceği teşkilatı bu Yönetmelik hükümlerine göre görevlendirebiliyor.

          “Yasaklar ve yükümlülükler” başlığı altında Yönetmelik madde 17’de kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinin, seyir emniyeti ile can, mal, deniz ve çevre güvenliğini artırmaya yönelik, yetkilendirilmiş teşkilatlarca İdare adına verilen bir kamu hizmeti olduğunu belirtiyor. Bu nedenle bu kuruluşlar hizmetin ifasında İdareye ve ilgili liman başkanlığına karşı sorumlu. Kılavuzluk ve römorkörcülük teşkilatlarının, liman başkanlıklarınca yanaşma ordinosu ve liman çıkış izni verilmeden ve/veya uygun görülmeyen tesislere hizmet vermesi yasak. Kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinin kamu yararı ve sorumluluğu önceliğiyle, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesi gözetilerek emniyet ve güvenlik odaklı yürütülmesinin esas olduğu, kılavuzluk ve/veya römorkörcülük hizmeti verecek olan teşkilatın, haksız rekabet, üstünlük ve çıkar sağlayacak tutum ve davranışta bulunamayacağı vurgulanmış. “Bir kılavuzluk ve römorkörcülük teşkilatında şirket sahipleri, ortakları veya şirketi yönetmeye yetkili olanlar ile bunların birinci derece yakınları başka bir kılavuzluk ve römorkörcülük teşkilatında görev alamazlar, bu alanla ilgili ameliye iş ve işlemler yapamazlar” hükmüyle üzerinde çokça konuşulacak bir yasak daha getirilmiş. Bir kılavuz kaptan, sadece kendi teşkilatının hizmet sahasında hizmet verebiliyor. Acil ve beklenmeyen hallerde, aynı anda farklı bir hizmet sahasında kılavuzluk hizmeti verebilmesi veya görev başı eğitimi yapabilmesi İdarenin onayına tabi tutulmuş. Acil durumlara ilişkin olarak teşkilatların Liman başkanlığının talimatlarına uygun olarak idare adına görev yapacakları belirtilmiş. Teşkilatların verdikleri tüm hizmetleri ayrıntılarıyla, ücret ve kamu payı bildirimlerini İdarenin bilgi sistemine girmesi gerekiyor. Kılavuzluk hizmeti veren teşkilatların, İdarenin uygun gördüğü sayıda kılavuz kaptan adayına  görev başı eğitimi yaptırma zorunluluğu var. Teşkilatların çalışanları, seyir emniyeti ile can, mal, deniz ve çevre güvenliğine yönelik risk oluşturan hususları, deniz kazalarını ve denizde meydana gelebilecek kirlilikle ilgili tespit ve uygunsuzlukları tespit anında ve sonrasında yazılı olarak 24 saat içerisinde İdareye veya ilgili liman başkanlığına bildirmek zorundalar. Bir kılavuzluk ve römorkörcülük teşkilatında şirket sahipleri, ortakları veya şirketi yönetmeye yetkili olanlar ile bunların birinci derece yakınları, doğrudan ya da dolaylı bir biçimde, kıyı tesisi işletmeciliği hariç olmak üzere; yetkilendirilmiş oldukları hizmet sahası dâhilinde ana acente, tali acente ve/veya koruyucu gemi acenteliği ile sigorta prodüktörlüğü, sigorta brokerliği, sigorta hasar eksperliği, taşıma işleri organizatörlüğü (forwarder) gibi kıyı tesislerine ve gemilere hizmet veren işlerle iştigal edemezler. Kılavuzluk teşkilatında çalışan bir kılavuz kaptanın iş akdinin feshi, kendi isteği ile fesih dışında, Gemiadamları ve Kılavuz Kaptanlar Yönetmeliği uyarınca kurulacak Gemi adamları Disiplin Komisyonunca yapılacak inceleme ve değerlendirmeye tabi. Bununla birlikte iş akdinin feshine yönelik son karar, Disiplin Komisyonu raporuyla birlikte tüm hususlar göz önünde bulundurularak yapılacak değerlendirme sonucunda İdare tarafından veriliyor. Kamu kurum ve kuruluşları hariç kılavuzluk ve/veya römorkörcülük hizmetleri karşılığı gelir elde eden ve kamu payı ödemesi yapan tüm kuruluşların, gayrisafi hasılatın ve bu hasılat üzerinden ödenmesi gereken kamu paylarının tam ve doğru bir şekilde tespiti amacıyla, yeminli mali müşavir tarafından hazırlanmış özel amaçlı tasdik raporunu, en geç sonraki yılın Şubat ayı sonuna kadar İdareye ibraz etme zorunluluğu istenmiş. Her kılavuzluk teşkilatının, ayrıntısı yönetmelikte yazılı koruyucu giysi ve donanım temini ve kılavuz kaptanların bunları giyip kullanma yükümlülüğü belirtilmiş. Kılavuz kaptanların ilgili mevzuat uyarınca almaları gereken yenileme eğitimleri ile sağlık durumlarının takibi, ayrıca kılavuz kaptanların manevra ve geçiş işlemi bitene kadar kılavuzluk görevlerini kesintisiz olarak yerine getirebilecek şekilde yeterince dinlenmiş, zihnen uyanık ve sağlıklı bir durumda olmalarının sağlanmasından yetkili kılavuzluk teşkilatının sorumlu olduğu hükme bağlanmış. Denetim konusuna ilişkin maddelerde İdare ve liman başkanlıklarının teşkilatları faaliyet lisansı ve hizmet izni şartlarının devam edip etmediğine ilişkin planlı ve plansız denetleme yetkisi belirtiliyor. Denetimlerin usul ve esasları hakkında bilgiler veriliyor. Ayrıca bulunan eksiklikler için düzeltme süreleri ve yaptırımlar gibi bilgiler de bu bölümde mevcut.

          Yönetmeliğin beşinci bölümünde cezai hükümler var. Bu bölümde iznin iptali, idari para cezaları ve diğer idari yaptırımlar açıklanıyor. Çeşitli konularda ihlallerin tespitinde teşkilatlara ne ve ne kadar ceza verileceği açıklanıyor. Bu ihlallerden üç konuda ayrıca kılavuz kaptana da ceza verileceği belirtilmiş. Kılavuz kaptana verilecek cezalar yüz bin Türk lirasından bir milyon Türk lirası arası para cezaları ve meslekten men cezasına kadar gidiyor.

          Yönetmeliğin altıncı bölümü çeşitli ve son hükümleri içeriyor. Etap oluşturma, teşkilatların komşu veya yakın bölgeye hizmetleri, teşkilatların geçici hizmet verememesi, hizmet verilemeyen veya teşkilatsız yerlerdeki düzenlemeler, teşkilat deniz araçlarının tesis kullanma koşulları, ek taahhütname, muafiyet ve istisnalar, sınırlı hareketli limanlara özel düzenlemeler, mücbir sebeplerle hizmet veremeyen teşkilatın bildirim zorunluluğu, kılavuz kaptanların gerektiğinde sağlık muayenesine sevk hükümleri var. Yönetmeliğin son maddeleri olan madde 24’de ve 24’de Yönetmeliğin yayımı tarihinde yürürlüğe girdiği ve hükümlerini Ulaştırma ve Altyapı Bakanının yürüttüğü belirtiliyor. .

          Yönetmelikteki tartışmalı hususlar

          1. Türk Boğazları’nda kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinin birlikte ve devlet eliyle verilmesine ilişkin mevcut uygulamanın terk edilmesine neden olabilecek hususlar

          Türk Boğazları’nda devlet eliyle verilen kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinin durumu yeni teşkilat yönetmeliğinin yayınlanmasından sonra en çok merak edilen ve tartışılan hususların başında geliyor. Türk Boğazları’nda üst düzeyde kaliteli kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinin birlikte ve başarıyla devlet tarafından verilmekte olduğu biliniyor. Yönetmeliğin “Hizmet sahası sınırları ve teşkilat sayısı” başlığı altında, madde 11’in 1. fıkrasında “Bu Yönetmelik gereği A, B ve C hizmet sahalarının sınırları” ifadesiyle başlayıp, diğer hükümlere ilaveten ç bendinde “Bu Yönetmelik yayımlanmadan önce başka bir mevzuat ve düzenlemeyle elde edilmiş haklar gözetilerek İdare tarafından belirlenir.” hükmüne dayanarak, devletin hizmet verdiği mevcut hizmet sahası tekel alanı olarak tanımlanır, kılavuzluk ve römorkörcük hizmetlerinin birlikte verilemeyeceği gibi ilgili yönetmelik hükümlerinden hariç tutulursa bu özelleştirme tartışmaları bir süreliğine kapanmış olur. Bu mevcut kamu tekelinin devamı açısından iyimser varsayımımız. Yönetmeliğin yayınlanmasıyla kamuoyunda algılanan genel niyet, teşkilatlar açısından kökten değişiklikler yapmadan, mümkün olduğunca mevcut duruma iyileştirmelerle devam etmek gibi görünse de yazılı mevzuata ve özellikle söz konusu Yönetmeliğin metnine bakıldığında kamu tekelinin devamı açısından kötümser ihtimalleri de görmemek mümkün değil.

          Yönetmelikte en dikkat çekici husus, herhangi bir hizmet veya hizmet alanı için kamu tekelinin korunması, hizmetin devlet eliyle yürütülmesi gibi ifadelerle herhangi bir istisna konulmamış olmasıdır. Hatta yeni Yönetmelik hükümlerine göre mevcut durumda hizmet veren kamu kurumu ya kılavuzluk hizmetinden ya da römorkörcülük hizmetinden vazgeçmek durumunda kalabilir. Yeni Yönetmeliğin “Hizmet sahası sınırları ve teşkilat sayısı” başlığı altında, madde 11’in 2. fıkrası “Bir hizmet sahası içinde tek bir kılavuzluk kuruluşuna hizmet izni verilir. Bu kuruluş aynı hizmet sahasında römorkörcülük hizmeti veremez.” hükümlerine göre bir teşkilatın kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerini birlikte vermesi mümkün görünmüyor. Mevcut kamu kurumunun yalnızca römorkörcülük hizmeti verme durumunda bile, birden fazla römorkörcülük şirketiyle birlikte hizmet vermesi durumu da yeni yönetmeliğe göre mümkün görünüyor. Yönetmelik “Hizmet izni verilmesine ilişkin temel usul ve esaslar” başlığı altında, madde 6’nın 2. fıkrası “İdare, herhangi bir hizmet sahasında seyir emniyeti ile can, mal, deniz ve çevre güvenliği esasına dayalı olarak; A hizmet sahaları için en fazla 3 (üç), B hizmet sahaları için en fazla 2 (iki) ve C hizmet sahaları için 1 (bir) römorkörcülük kuruluşuna hizmet izni verir.” hükmüyle römorkörcülük teşkilat sayısını düzenlemiş. Yönetmelikle Römorkörcülük Hizmetleri İdarenin kontrolünde, kısmen rekabete açıldı denebilir. Kamu kurumlarının hizmet tekeli oluşturmasına ilişkin olan istisnalar tanımlanmadığı gibi bu konuya özel herhangi bir istisna da tanımlanmadığına göre mevcut kamu kurumunun kendi hizmet alanında hizmet izni alan firmalardan biri olması da Yönetmelik hükümlerine göre mümkün.

          Yönetmelik hükümlerine rağmen kamu hizmet tekelinin hala devam edebileceği görüşünün, yine Yönetmeliğin bazı hükümlerine dayanarak oluşturulup oluşturulamayacağını irdeleyelim. Varsayalım ki İdare böyle bir Yönetmeliğe rağmen, Türk Boğazları için kamu tekelinin devamına yönelik irade kullanmak ve bunu bu Yönetmeliği değiştirmeden yapmak istesin. Böyle bir durumda, en fazla, Türk Boğazları’nın stratejik durumu, bu bölgede bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce hizmet vermiş olan kamu kuruluşunun hizmet verdiği süre zarfındaki etkinliği ve verimliliği ile bölgesel hizmet tecrübesi gibi Yönetmelikte göz önünde bulundurulması istenen değerlendirme ölçütleri dikkate alınabilir. Bu değerlendirme ölçütlerinin yanında İdarenin, Yönetmeliğin “Faaliyet Lisansı ve Hizmet İzni Verilmesine İlişkin Temel Usul ve Esaslar” başlığı ve “Faaliyet lisansı verilmesine ilişkin temel usul ve esaslar” alt başlığı altında madde 5’in 5. fıkrasındaki “İdare gerekli gördüğü hal ve zamanlarda; kamu yararı ile seyir emniyeti, can, mal, deniz ve çevre güvenliği hususlarını göz önünde bulundurmak suretiyle hizmet sahalarında birleştirmeler veya değişiklikler yapabilir. İdare yapılan değişikliklere bağlı olarak faaliyet lisansı düzeyini değiştirebilir, yeni faaliyet lisansı düzeyine göre bu Yönetmelik hükümleri kapsamında yetkilendirme yapabilir.” hükmüne dayanarak Türk Boğazları’nda kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetleri için kamu hizmet sahasının devamına yönelik karar alması bile mümkün görünmüyor. Çünkü bu maddede bile İdare, ancak hizmet sahası ve faaliyet lisansı düzeylerinde değişiklik yapabiliyor. Yönetmelik hükümleri saklı kalıyor. Yönetmelik değişmez veya hukuken iptal edilmezse mevcut kamu kurumu römorkörcülük veya kılavuzluk hizmetlerinin birinden veya her ikisinden çekilmek zorunda kalacak gibi görünüyor. Böyle önemli bir değişiklik toplumun çeşitli kesimlerinden yoğun tepkilere ve iptal davalarına neden olabilir.

          Özelleştirmenin diğer bir yolu da yine söz konusu Yönetmelik ile hizmet alımı yöntemiyle açılmış oluyor. Yönetmelikte ayrıca kamu ve özel imtiyaz hakkı olan kuruluşların İdarenin onayı ile hizmet alımı yapabilmelerine olanak sağlayan hükümler var. Yönetmeliğin “Hizmet izni verilmesine ilişkin temel usul ve esaslar” başlığı altında madde 6’nın 9. fıkrasında “Kamu kurum ve kuruluşları ile özelleştirme sonucu imtiyaz hakkı olan kuruluşlar, yatırım yapmayarak kendilerinin fiilen hizmet vermemesi ve/veya vermek istememesi durumunda, uygun faaliyet lisansına sahip bir kuruluştan, önceden İdareden onay alınması kaydıyla hizmet alımı yapabilirler” hükmüyle yapılacak düzenlemeler acaba taşeronlaşmaya neden olur mu? Kılavuz kaptanların, çalışanların özlük hakları yönünden sakınca oluşturup oluşturmayacağı hususunun incelenmesi ve tartışılması faydalı olabilir. Yatırım yapmadığı, hizmet vermek istemediği halde eski imtiyaz sahiplerinin imtiyazlarını korumak yerine uygun faaliyet lisansına sahip bir kuruluşa asli olarak hizmet izni vermek daha doğru olmaz mı? Üzerinde tartışılabilecek bir konu olarak karşımıza çıkıyor.

          2. Teşkilat kurma hakkına ilişkin hususlar

          Kılavuzluk hizmetleri gelişmiş denizci ülkelerde ve dünyadaki yaygın, genel uygulamaya göre ticari bir hizmet olarak değil emniyete yönelik bir kamu hizmeti olarak kabul edilirler. Bu yüzden ya kamu kurumları tarafından yani devlet tarafından, ya da devletin destek ve koruması altında kılavuz kaptanlar tarafından kurulmuş oluşumlar tarafından verilirler. Bu nedenle rekabete kapalı tutulur. Bu hizmet tarafsız olmalıdır. Bu hizmet ticari bir hizmet değildir. Nitekim Yönetmeliğin “Yasaklar ve yükümlülükler” başlığı altında madde 17’nin 3. FıkrasındaKılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinin kamu yararı ve sorumluluğu önceliğiyle, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesi gözetilerek emniyet ve güvenlik odaklı yürütülmesi esastır. Kılavuzluk ve/veya römorkörcülük hizmeti verecek olan teşkilat, haksız rekabet, üstünlük ve çıkar sağlayacak tutum ve davranışta bulunamaz.” hükmüyle, söz konusu Yönetmeliğin bu maddesinde, İdare’mizin de bu konuda aynı iradeyi beyan ettiğini görüyoruz. Yine aynı Yönetmelik, 17. maddenin 10. fıkrasında “Bir kılavuzluk ve römorkörcülük teşkilatında şirket sahipleri, ortakları veya şirketi yönetmeye yetkili olanlar ile bunların birinci derece yakınları, doğrudan ya da dolaylı bir biçimde, kıyı tesisi işletmeciliği hariç olmak üzere; yetkilendirilmiş oldukları hizmet sahası dâhilinde ana acente, tali acente ve/veya koruyucu gemi acenteliği ile sigorta prodüktörlüğü, sigorta brokerliği, sigorta hasar eksperliği, taşıma işleri organizatörlüğü (forwarder) gibi kıyı tesislerine ve gemilere hizmet veren işlerle iştigal edemezler.” ifadesiyle kılavuzluk ve römorkörcülük işlerini yapanların, kıyı tesisi işletmeciliği hariç, kıyı tesislerine ve gemilere hizmet veren işleri, yetkili oldukları hizmet sahasında, yapamayacağı belirtiliyor. Hizmet sahasında hizmet veren kıyı tesisi işletmecilerinin kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerini yapmalarının Yönetmelikte sözü edilen bağımsızlık ve tarafsızlık ilkelerine uygun olup olmadığı ve bu hizmetlerin gemilere veya kıyı tesislerine yönelik diğer ticari hizmetlerden söz konusu ilkeler yönünden ne farkı olduğu tartışılabilir.

          Doksanlı yıllardan beri, özelleştirme uygulamalarıyla devlet liman işletmeleri ve beraberinde kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinden elini çekerken bu işler ticari işletmelere bırakılıyor. Yeni Yönetmeliğe göre faaliyet lisansı başvurusu ve teşkilat yapısı konusunda da sınırlayıcı bazı hükümler var. Faaliyet lisansı başvurusunda bulunabilmesi için özel kuruluşların 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca kurulan sermaye şirketlerinden olması gerekiyor. Bu hükümle vakıf, dernek vs tüzel kişiliklerin bu işi yapabilmelerin ancak ilgili kanunun istediği özellikte bünyelerinde kurulu iktisadi teşekküller aracılığıyla olabileceği anlaşılıyor.

          Yönetmelik ile kimlerin hangi şirketler aracılığıyla kılavuzluk hizmetlerini verebileceği İdarenin kararına bağlı. Hizmet izni için şirket tarafından istihdam edilmiş kılavuz kaptanların herhangi bir yeterlik belgesine değil, başvuru yapılan hizmet sahasının kılavuz kaptan yeterlik belgesine sahip olmaları isteniyor. Bu durumda mevcut teşkilatların şansı daha fazla görünüyor. Ancak yeni kılavuz kaptan alımı, görev başı eğitimi yaptırılması, istenilen yeterlikle donatılması hep İdarenin tasarrufuyla olacağı için sonuçta belirleyici olan da İdare olacaktır. Hâlihazırda hizmet vermekte olan kılavuz kaptanların bir örgütlenme yoluyla bu işe doğrudan talip olabilme ihtimaline karşı da Yönetmeliğin “Yasaklar ve yükümlülükler” başlığı altında madde 17’nin 4. fıkrası “Bir kılavuzluk ve römorkörcülük teşkilatında şirket sahipleri, ortakları veya şirketi yönetmeye yetkili olanlar ile bunların birinci derece yakınları başka bir kılavuzluk ve römorkörcülük teşkilatında görev alamazlar, bu alanla ilgili ameliye iş ve işlemler yapamazlar.” hükmüyle engel olunmuş. Bu hükmü anlamak için tersinden okumak gerekir. Açıklaması kılavuz kaptanlar kılavuzluk veya römorkörcülük şirketi kuramazlar, ortak olamazlar şeklinde yapılabilir. Şirketi olmayan kılavuz kaptan da bu işlerin yönetimine talip olamaz. Mevcut kılavuzluk şirketlerinin ortağı olan kılavuz kaptanlar ise hizmet sahalarının hizmet iznini alamamaları durumunda ya hisselerinden ya da işlerinden feragat etme durumunda kalabilirler.

          3. İş akdinin feshi uygulamaları

          Yönetmeliğin “Yasaklar ve yükümlülükler” başlığı altında madde 17’nin 11. fıkrasında “Kılavuzluk teşkilatında çalışan bir kılavuz kaptanın iş akdinin feshi hususu, kendi isteği ile gerçekleşecek fesih durumları hariç olmak üzere, Gemiadamları ve Kılavuz Kaptanlar Yönetmeliğinin ilgili hükümleri uyarınca kurulacak Gemiadamları Disiplin Komisyonunca yapılacak inceleme ve değerlendirmeye tabidir. Bununla birlikte iş akdinin feshine yönelik nihai karar, Disiplin Komisyonu raporu da dâhil olmak üzere, tüm hususlar göz önünde bulundurularak yapılacak değerlendirme neticesinde İdare tarafından verilir.” hükmü ile kılavuz kaptanların işten çıkarılması İdarenin kararına bırakılmış. İşçi ve işverenin fesih ve infisah hakkını önelli veya önelsiz kullanımına ilişkin hükümler “Deniz İş Kanunu” kapsamında düzenlenmiş. Kanun karşısında kanunla çelişen durumlarda daha alt seviyede bir hukuki metin olan yönetmeliğin esas alınması usul yönünden mümkün görünmüyor. Bir başka ifadeyle Kılavuzluk şirketi kılavuz kaptanı, şu veya bu nedenle işten atmak isterse, bu Yönetmelik kılavuz kaptanı kurtaramaz. Başlangıçta haksız işten çıkarmalara karşı kılavuz kaptanları koruyucu bir madde gibi düşünülse de, bu maddenin uygulama aşamasında kılavuz kaptanların aleyhine olabilecek riskler de var. Eskiden çeşitli nedenlerle işten çıkarılan kılavuz kaptan, ilgili limanın yeterliğini kaybetmediği gibi, iş bulursa başka bir teşkilatta görev başı eğitimi yaparak veya yeterlik belgesi varsa doğrudan işe başlayabiliyordu. Yönetmelikteki düzenlemeye göre artık işten çıkarılmak istenen kılavuz kaptan, hiçbir kusur veya disiplin suçu işlememiş olsa bile Gemiadamları ve Kılavuz Kaptanlar Yönetmeliğinin ilgili hükümleri uyarınca kurulacak Gemiadamları Disiplin Komisyonunca yapılacak inceleme ve değerlendirmeye tabi tutulacak. Bu yönetmeliğin bu komisyon ve kılavuz kaptan isimlerinin yan yana yazıldığı her maddesinde meslekten men etme kararına atıf olduğu düşünülürse, ilgili kanun ve komisyon kararının birbiriyle çelişmediği, kılavuz kaptanın işten atılmasına İdare tarafından da onay verilen durumlarda kılavuz kaptan hem işten hem meslekten atılmış olabilecek. İşten atılmalarda, atılana fayda etmeyen, işten atmalarda ise devleti ticari işletmelerin kullandığı bir mekanizmaya dönüştüren böyle bir maddenin kılavuz kaptanlar kadar kılavuz kaptanlık mesleğine ve Türk denizciliğine faydadan çok zararları olabilir.

          4. Cezalara ilişkin hususlar

          Kendilerine yönelik ceza düzenlemeleri içeren “Gemiadamları ve Kılavuz Kaptanlar Yönetmeliğine” hukuk yoluyla karşı çıkan kılavuz kaptanlar, bu hukuki girişimleri sonuçlanmadan, “Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği” içindeki cezalar bölümünde bu defa benzer ve oldukça ağır ceza maddeleriyle karşılaştılar. Bu tür cezaların kanunla düzenlenmesi ilkesiyle söz konusu düzenleme dava konusu olmuşken başka bir yönetmelikte başka cezaların tekrar karşılarına çıkması, bu zor mesleğin denizdeki tehlike ve zorluklarının yanında, kılavuz kaptanlarda adeta her yeni düzenlemeden bize karşı bir şeyler mi çıkar acaba tedirginliğini ortaya çıkardı. Böyle bir tedirginliği yaşamak bile bu mesleğin emniyetle yapılabilirliğe ve sürdürülebilirliğine yönelik bir tehdit oluşturabilir. Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği, Beşinci Bölüm, “Cezai Hükümler” başlığı altında ve “İznin iptali, idari para cezaları ve diğer idari yaptırımlar” alt başlığı altındaki maddeler aşağıda verilmiştir:

          “MADDE 19 – 

          (1) ………

          e) Mücbir sebepler dışında, İdare tarafından belirlenmiş kılavuz alma/bırakma yerinden farklı bir mevkide kılavuz kaptan alınması ya da bırakılması durumunda yüz bin Türk Lirasından iki yüz bin Türk Lirasına kadar,

          f) Kılavuzluk ve/veya römorkörcülük hizmeti verilmediği halde hizmet verilmiş gibi fatura düzenlenmesi durumunda beş yüz bin Türk Lirasından bir milyon Türk Lirasına kadar,

         g) İdarenin veya liman başkanlığının onayı olmaksızın 17 nci maddenin beşinci fıkrasına aykırı hareket edilmesi durumunda yüz bin Türk Lirasından iki yüz bin Türk Lirasına kadar idari para cezası uygulanır.

………………..

          (3) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerinde belirtilen ihlallerde ayrıca, ilgili kılavuz kaptan Gemiadamları Disiplin Komisyonuna sevk edilir. Gemiadamları Disiplin Komisyonunca kılavuz kaptan yeterlik belgesinin iptal edilmesi yönünde karar verilmesi halinde kılavuz kaptan yeterlik belgesi iptal edilir ve ilgili kılavuz kaptan adına tekrar kılavuz kaptan belgesi düzenlenmez.

……………………..

          (5) 20 nci maddenin beşinci fıkrası uyarınca ağır ihmal ve kusuru tespit edilen kılavuz kaptana ve/veya kılavuzluk ve/veya römorkörcülük teşkilatına yüz bin Türk Lirasından bir milyon Türk Lirasına kadar idari para cezası uygulanır.

Teşkilatın hizmetlerinden kaynaklı kusurlar

          MADDE 20 – 

         (5) Kusur Tespit ve Değerlendirme Komisyonu tarafından yapılacak araştırma ve teknik inceleme neticesinde, ağır ihmal ve kusuru tespit edilen kılavuz kaptana ve/veya kılavuzluk ve/veya römorkörcülük teşkilatına, kazaya neden olan unsurlar, kazanın etki ve sonuçları göz önünde bulundurularak komisyon kararına istinaden idari para cezası ve/veya bu Yönetmelikte belirtilen diğer idari yaptırımlar uygulanır. Kılavuz kaptanlara yönelik uygulanacak idari yaptırımlar Gemiadamları Disiplin Komisyonunca belirlenir. İdare söz konusu idari yaptırımlara yönelik nihai kararı verir.”

          Yönetmeliğin bu ceza maddeleri mesleğin yetki ve sorumluluk sınırlarına ve gerekse kanunsuz suç olmaz ilkesine aykırı bir düzenleme olarak görülüyor. Anayasa’nın 38. maddesi “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.” hükmüyle suç ve cezanın kanuniliği ilkesini vurgular. Ayrıca ilgili Yönetmeliğe göre de İdare adına kamusal bir hizmet yaptığı kabul edilen kılavuz kaptanların durumuyla ilgili olarak Anayasa’nın 128. maddesinde kamu personelinin her türlü iş ve işlemleri ile disiplin cezalarının Kanun ile düzenlenmesi gerektiği hükmü vardır. Bunlarla birlikte kılavuz kaptanın mesleğinden men edilmesi gibi ağır bir ceza karşılığı olan eylemlerde kılavuz kaptanın durumunun suç, kusur, kabahat veya ihmal gibi sorumluluk yaratacak bir eylem olup olmadığı da tartışmalıdır. Madde 19, Birinci fıkranın (e) bendinde mücbir sebepler dışında, İdare tarafından belirlenmiş kılavuz alma/bırakma yerinden farklı bir mevkide kılavuz kaptan alınması ya da bırakılması durumunda yüz bin Türk Lirasından iki yüz bin Türk Lirasına kadar, teşkilatlara idari para cezası uygulanmasının yanında Madde 19, Üçüncü fıkra gereği, ayrıca ilgili kılavuz kaptan Gemiadamları Disiplin Komisyonuna sevk ediliyor. Gemiadamları Disiplin Komisyonunca kılavuz kaptan yeterlik belgesinin iptal edilmesi yönünde karar verilmesi halinde kılavuz kaptan yeterlik belgesi iptal ediliyor ve ilgili kılavuz kaptan adına tekrar kılavuz kaptan belgesi düzenlenmiyor. Fakat bu maddede de eylemin adı kılavuz kaptanın gemiye çıkması ve inmesi değil, alma ve bırakma ifadeleriyle belirtilerek zaten eylemin yalnızca kılavuz kaptan tarafından yapılan ve kontrolü tümüyle kılavuz kaptanda olan bir eylem olmadığı teyit edilmiştir. Gemiyle kılavuz kaptanın buluşması, gemiye alınması, indirilmesinin farklı tarafları olan çeşitli mutabakatlara dayanan, çok taraflı, çok değişkenli ve ortak plan ve ortak eylem gerektiren bir işlem olduğu unutulmamalıdır. Bazen yaralanma, sakat kalma, hatta can kayıplarına neden olabilen böyle bir ciddi operasyonu, emniyetle gerçekleştirmenin ötesinde aman mutlaka bu istenen noktada gemiye alınayım, yoksa meslekten atılacağım diye çırpınsa da bunun çeşitli nedenlerle gerçekleşmediği, genel anlamda mücbir sayılmasa da yalnızca kılavuz kaptanın denetiminde olmayan durumlar olabilir.

           Yönetmeliğin madde 19, birinci fıkranın (f) bendinde kılavuzluk ve/veya römorkörcülük hizmeti verilmediği halde hizmet verilmiş gibi fatura düzenlenmesi durumunda beş yüz bin Türk Lirasından bir milyon Türk Lirasına kadar, teşkilatlara idari para cezası uygulanmasının yanında Madde 19, Üçüncü fıkra gereği ayrıca, ilgili kılavuz kaptan Gemiadamları Disiplin Komisyonuna sevk ediliyor. Gemiadamları Disiplin Komisyonunca kılavuz kaptan yeterlik belgesinin iptal edilmesi yönünde karar verilmesi halinde kılavuz kaptan yeterlik belgesi iptal ediliyor ve ilgili kılavuz kaptan adına tekrar kılavuz kaptan belgesi düzenlenmiyor. Verilmeyen hizmetin kılavuz kaptanı olmaz. Olmayan hizmeti yapmış görünen (!) kılavuz kaptandan söz ediliyorsa bundan büyük ihtimalle kılavuz kaptanın da haberi olmayabilir. Verilmeyen hizmeti kaptan onaylamadığı sürece, acentesi, işletmecisi veya donatanı zaten ödemez. Bu maddedeki bakış açısı sanki bu hizmetlerin gelir ve faydalarını önemseyen bir liman ve kıyı devleti bakış tarzının tersi bir yaklaşıma sahip. Verilen hizmete fatura kesilmezse sorun olacağına tersi bir durum öne çıkarılmış. Adeta limanı olmayan, fakat gemileri olan bir bayrak devletinin bakış açısını yansıtıyor. Çok hayal gücümüzü zorlarsak belki bazı özel durumlar bu kapsamda düşünülebilir. Ağır deniz veya kötü hava koşulları gibi, kılavuz kaptanın gemiye alınmasını engelleyen mücbir hallerde kılavuz kaptan gemiye çıkamasa da pilot motorunda veya römorkörde, bunları da yapamıyorsa karada hazır bulunarak manevrayı takip eder ve gemiye çıkmadan gerekirse VHF bağlantısıyla tavsiyelerde bulunabilir. Bu uygulama bir önceki Kılavuz Kaptanlar Yönetmeliğinde (Mevcut “Gemiadamları ve Kılavuz Kaptanlar Yönetmeliği (2018)”nin yürürlüğe girmesiyle yürürlükten kaldırılan 28 Kasım 2006 tarih ve 26360 sayılı “Kılavuz Kaptanların Yeterlikleri, Eğitimleri, Belgelendirilmeleri ve Çalışma Usulleri Hakkında Yönetmelik”) yer alıyordu. Söz konusu eski yönetmeliğin beşinci bölümünde, “Çeşitli ve Son Hükümler” başlığı ve “Kılavuz kaptanların gemi kaptanlarına tavsiyede bulunma görev ve sorumlulukları” alt başlığı alında Madde 22 – (1)’deKılavuz kaptan, mesleki bilgisi ve deneyimini kullanarak gemi seyri hakkında gemi kaptanına tavsiyede bulunur. Bu tavsiyeyi, mücbir hallerde bir başka gemi üzerindeyken veya karada iken de verebilir. …..” ifadesiyle mücbir hallere uygun bir hizmete olanak veriyordu. Bu madde maalesef yeni “Gemiadamları ve Kılavuz Kaptanlar Yönetmeliğinde” bulunmuyor. Yeni teşkilat yönetmeliğinde yer alan söz konusu bu ceza maddesinde ise mücbir sebep ayrımı dahi yapmamış. Böyle istisnai durumlarda, kötü deniz ve hava koşullarında zaten her transferi belli bir risk taşıyan kılavuz kaptanın, meslekten men edilmemek için, kabul edilmemesi gereken yüksek risk alarak, gemiye tırmanıp, köprüüstünde bulunmaya çalışmasının hizmet kalitesini ve seyir emniyetini ne derece arttıracağı tartışılabilir. Kendisi bu riski alsa bile mücbir durum pilot motorunun yanaşamaması, geminin transfer hazırlıklarını yapamaması gibi de oluşabilir.

          Yönetmeliğin 19. maddesi, beşinci fıkrasında “20 nci maddenin beşinci fıkrası uyarınca ağır ihmal ve kusuru tespit edilen kılavuz kaptana ve/veya kılavuzluk ve/veya römorkörcülük teşkilatına yüz bin Türk Lirasından bir milyon Türk Lirasına kadar idari para cezası uygulanır.” hükmüyle ve ayrıca “Teşkilatın hizmetlerinden kaynaklı kusurlar” 20. maddenin beşinci fıkrasında “Kusur Tespit ve Değerlendirme Komisyonu tarafından yapılacak araştırma ve teknik inceleme neticesinde, ağır ihmal ve kusuru tespit edilen kılavuz kaptana ve/veya kılavuzluk ve/veya römorkörcülük teşkilatına, kazaya neden olan unsurlar, kazanın etki ve sonuçları göz önünde bulundurularak komisyon kararına istinaden idari para cezası ve/veya bu Yönetmelikte belirtilen diğer idari yaptırımlar uygulanır. Kılavuz kaptanlara yönelik uygulanacak idari yaptırımlar Gemiadamları Disiplin Komisyonunca belirlenir. İdare söz konusu idari yaptırımlara yönelik nihai kararı verir.” hükmüyle kılavuz kaptana “Kusur Tespit ve Değerlendirme Komisyonu“ tarafından “ağır ihmal ve kusur” tespitinde, bir milyon Türk Lirasına kadar idari para cezası, ayrıca “Gemiadamları Disiplin Komisyonu” tarafından belirlenecek idari yaptırımların uygulanacağı ifade ediliyor. Kılavuz kaptan için iki komisyondan biri tarafından değerlendirme ölçütleri ve dayanakları pek de açık ve kesin olmayan böyle bir durumun tespiti halinde bir milyon Türk Lirasına kadar para cezasına çarptırılma riskinin yanında, diğer komisyonca belirlenecek idari yaptırımların uygulanacağı ifade edilmiş. Madde içinde bu yaptırımların ne olabileceği de “bu Yönetmelikte belirtilen diğer idari yaptırımlar” ifadesiyle açıklanmış. Yönetmelik içinde kılavuz kaptanlar için maalesef meslekten men haricinde bir yaptırım belirtilmemiş. Aynı anda B sınıfı bir Kılavuzluk teşkilatı sermayesi kadar para cezasına çarptırılıp, hem de işsiz ve mesleksiz kalma riski, kılavuz kaptanlık mesleğinin yapılabilirliği ve sürdürülebilirliğini zorlayacak kadar büyük bir risk oluşturuyor.

          5. İdarenin kanuni grevi acil durum kabul edip müdahale rolü üstlenmesi

          Yönetmelikte “Hizmet izni verilmesine ilişkin temel usul ve esaslar” başlığı altında, madde 6’nın 5. fıkrasında “İdare, herhangi bir hizmet sahasında, kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerine yönelik talep olmaması, yetkilendirilen bir teşkilatın hizmetinin beklenmedik bir şekilde sona ermesi, hizmet izninin iptal edilmesi veya mücbir sebep olarak kabul edilebilecek doğal afet, savaş, kısmi veya genel seferberlik ilanı, genel salgın hastalık, kanuni grev, lokavt, terör eylemleri, sabotaj gibi hallerin ortaya çıkması durumunda; bu hizmet sahasında gemilere verilecek kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinin aksamaması amacıyla, bu Yönetmelikte belirtilen faaliyet lisansı şartlarını sağlayan kuruluşlar arasından resen veya doğrudan görevlendirme yapabilir. ….” hükmüyle kanuni grev ve lokavtı iş ve işçi ilişkilerinde bir yaptırım olmaktan çıkaran bir rol üstlenmiş oluyor. Grevin iş yeri terk edilmeden yapılan bir faaliyet olduğu düşünülürse, eski çalışanlarla yerlerine çalıştırılmak istenenleri karşı karşıya getirmenin sakıncaları da göz önünde bulundurulmalıdır. Devletin kanuni bir yaptırımı etkinsizleştirmek gibi bir görevi olup olmadığı tartışma yaratacak bir konudur. Sendikaların bu konuda ileri sürecekleri görüşleri muhtemelen vardır.

          6. Muafiyetler

          Yönetmeliğin “Özel hükümler” başlığı altında, madde 22’nin 6. fıkrasında “İdare, kılavuzluk ve/veya römorkörcülük hizmetinin verilemediği hizmet sahalarında, geminin teknik yapısı ve özellikleri, kullanım amacı, geminin yükü, oşinografik ve meteorolojik şartlar, komşu tesislerle etkileşim, kıyı tesisine gelen gemi sayısı gibi koşullar ile stratejik ve ekonomik hususlar göz önünde bulundurularak; kılavuz kaptan ve/veya römorkör muafiyeti de dâhil olmak üzere, istisnai alternatif teknik düzenlemeler yapabilir.” hükmüyle düzenlediği muafiyetler önemli riskler barındırmaktadır. Kılavuzluk ve/veya römorkörcülük hizmetlerine herhangi bir nedenle ve herhangi bir saha için muafiyet düzenlenmesi seyir ve manevra emniyetini, denizde ve kıyıda can, mal ve çevre emniyeti öngörülemeyen risklere sokacaktır. Telafisi ve geri dönüşü mümkün olmayan can kayıpları, yaralanmalar, deniz ve kıyı tesislerinde yıkım ve zararlar, deniz ve çevre kirliği gibi sonuçları olabilecek deniz kazalarının önlenmesinde en etkin tedbirlerin başında kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetleri gelir. Bu nedenle bu hizmetler için her türlü muafiyetten kaçınmak gerekir. Muafiyet konulması yerine, İdare tarafından, başka durumlarda gerektiğinde kullanmak için Yönetmeliğe konulan resen ve geçici görevlendirme yöntemini kullanmak muafiyet verilmesine göre daha emniyetli olacaktır.

          7. Eksik veya ilave edilebilecek hususlar

          Yönetmelik içinde ticari bir şirketin belli bir sayıda bulundurması gereken unsurlar olarak zikredilen kılavuz kaptanlar, buna rağmen ticari şirketle birlikte nerdeyse ona denk parasal cezalarla ve meslekten men cezalarıyla yaptırımlara konu olmuşlar. Her durumda ve her konuda İdareye bağlı ve hesap sorulan durumda tutulmuşlar. Kanuni grev hakları bile etkinsizleştirilmiş. Her şeyleri İdareye bağlı ama maaşlarını bağlı oldukları şirketlerden alacak kılavuz kaptanlar için özlük hakları bakımından hiçbir standart getirilmemiş. Her şeylerine karışılan kılavuz kaptanların bir tek özlük haklarına maaşlarına karışılmamış. Her konuda standartlar belirleyen İdare’nin bu konuda da standartlar belirlemesini beklemek haklı bir beklenti olarak değerlendirilmelidir. Yönetmelik kapsamında kılavuz kaptan maaşlarının ve özlük haklarının alt sınırlarının belirlenmesi uygun olacaktır. Ayrıca kılavuz kaptanların sendikaya ve sendikal haklara sahip olmasının sağlanması, kapsamlı kaza ve özel sağlık sigortalarıyla desteklenmeleri, mesleki ve mali risklerinin sigortalanması, kılavuz kaptanlar tarafından kurulmuş mevcut sivil toplum kurumlarının korunması ve bir meslek odası oluşturmalarının desteklenmesi gibi çalışmalar tamamlanmadan oluşturulan teşkilat yönetmelikleri eksik kalacaktır.

          Kılavuz kaptanların kullanacağı pilot motorları (kılavuz botları) standartları da, söz konusu yönetmelikte istenen hız ve boy kriterlerinin ötesinde ayrıntılı olarak belirlenmelidir. Hizmetin ve transfer kazalarının eksiksiz kaydı için teknenin içinden ve dışından sürekli ve otomatik kayıt yapan görüntü ve ses kayıt sistemi, kaza vukuunda kullanılabilecek, acil müdahale ekipmanları ve ayrıntıları işin uzmanı hekimlerce belirlenecek, acil müdahale tıbbi donanımı bulundurulmalıdır. Kamu kurumlarınca verilmekte olan üst düzeyde hizmetin altına düşülmemesi için kamu kurumlarında kılavuz botu inşası için kullanılan son şartnamelerin asgari standartlarından yararlanarak yeni bir asgari standart oluşturulabilir.

          Hizmet verdikleri gemilerde ülkenin temsilcisi ve görünen yüzü olan kılavuz kaptanların kullanımı için, yönetmelikte belirtilen, koruyucu emniyet donanımına ek olarak, emniyetle çalışmaya uygun, sıcak, soğuk, yağmur, kar, gibi koşullara uygun hafif ve nefes alabilir, su kaydırma özellikleri olan, işe ve temsil ettiği değerlere uygun şıklık ve kalitede mont, pantolon, gömlek, eldiven gibi yüksek standartta yazlık ve kışlık giysiler belirlenmeli ve teşkilatlarca temini sağlanmalıdır.

          “Yasaklar ve yükümlülükler” başlığı altında madde 17’nin 14. fıkrasında belirtilen “Kılavuz kaptanların ilgili mevzuat uyarınca almaları gereken yenileme eğitimleri ile sağlık durumlarının takibi yetkili kılavuzluk teşkilatının sorumluluğundadır.” hükmünün yalnızca takibi ile bırakılmayıp “karşılanması” veya “temini” ilavesiyle ve diğer gerekli eğitim ve belgeler de eklenerek düzenlenmesi uygun olacaktır. Benzeri eğitimler, STCW belgeleri gibi tüm gemiadamı eğitim ve belgelerinin düzenleme ve yenileme ücret, harç ve masrafları kılavuzluk/römorkörcülük teşkilatları tarafından karşılanmalıdır.

          Kılavuz kaptanların tanker veya diğer tehlikeli yükleri taşıyan gemilerde de kullanımına müsaade edilen taşınabilir VHF deniz telsiz cihazları, dünyadaki teknolojik gelişmelere uygun, manevralarını takip ve kayıt edebilecekleri, hizmet sahasının güncelleme abonelikleri olan, güncel deniz haritalarıyla donatılmış, bluetooth veya muadili teknolojiyle gemi AIS portuna kablosuz bağlantı imkânı olan PPU (pilot portable unit) kılavuz kaptan taşınabilir cihazları, hizmetlerini kaydettikleri çevrimiçi internet bağlantılı elektronik hizmet fişi düzenleme sistemleri gibi cihaz ve donanımların asgari standartları tanımlanarak teşkilatlardan istenebilir.

          Kılavuzluk istasyonlarının kılavuz kaptanların ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı ve dinlenmiş hizmet verebilmelerini sağlayacak, iaşe ve ibate (yeme/içme ve barınma) koşulları asgari kurallara bağlanmalıdır. Bu kurallar kapsamında her istasyonun, ses, sıcaklık, ışık yalıtımı olan, kişisel banyo ve tuvaleti olan iyi havalandırma, ısıtma, soğutma olanakları olan odaları, yemek ve dinlenme salonu, spor salonu gibi asgari konfor, sağlık ve hijyen standartları belirlenmelidir. Yönetmelikte istasyonların ayrıca gözcü-muhabereci kulesi ve bu kulede bulunması gereken RADAR, ECDIS, AIS, VHF, internet ve e-posta haberleşmesi, telefon, faks, diğer haberleşme ve ofis donanımları olmak üzere asgari teknik donanım standart olarak belirlenip istenmelidir. Kılavuzluk istasyonunun hizmet sahasına uygun yakınlıkta olması, ulaşım imkanları, deniz vasıtaları için iskele ve benzeri imkanları hususlarında asgari standartlar belirlenmelidir.

          Gözcü-muhabereci personelin kılavuzluk hizmetlerinde büyük önemi vardır. Bu nedenle bu hizmetin uygun yeterlik ve vasıflarda, yeterli sayıda personel tarafından verilmesi için asgari standartlar Yönetmelikte yer almalıdır. Mevcut Yönetmelikte istenen GMDSS/ROC ehliyeti haberleşme sınıfında A1 bölgesi (kıyıdan 25 mil uzaklaşmayan deniz araçları) için gerekli olan ve daha çok kıyısal sefer yapan küçük tonajlı gemilerin personel donatımlarında kullanılan sınırlı bir ehliyettir. Kılavuzluk hizmetleri büyük oranda 1000 groston ve üzeri büyüklükteki gemileri kapsamaktadır. Bu gemiler de en az GMDSS/GOC (Genel Telsiz Operatörü Sertifikası) ve üzeri REO (Telsiz Elektronik Zabiti) gibi yeterlik belgelerine sahip haberleşme personeliyle donatılmışlardır. Dolayısıyla bu gemilerin muhatap olduğu kılavuzluk istasyonlarındaki gözcü-muhabereci personelin de gerek haberleşme ve gerekse emniyetli kılavuzlama bilgilendirmelerinde en az gemi personeli kadar donanımlı, tecrübeli ve ehliyetli olmaları gerekmektedir. Bu nedenle ilgili personelin sahip olması gereken yeterlik en az GMDSS/GOC düzeyinde olmalıdır. Ayrıca gözcülük ve haberleşme hizmetinde kullanılacak personelin yeterli düzeyde Denizcilik İngilizcesi ve SMCP kalıplarını kullanma yeterliği olması gerekir. Kılavuzluk istasyonları gece-gündüz, her gün ve her saatte, haftada 7 gün günde 24 çalışılan, hizmete hazır beklenilen yerlerdir. Dolayısıyla istasyonların ve gözcü-muhabereci kulelerinin beş dakika dahi boş bırakılması can ve mal emniyeti açısından sakıncalıdır. Bu nedenle yıllardır trafiğin yoğun olduğu bölgelerde kılavuzluk hizmeti veren teşkilatlar, hizmet verilen gemi sayısının ve kılavuz kaptan sayısının günümüze göre nispeten az olduğu dönemlerde bile istasyonda görevli aynı anda 2 hatta 3 muhabereci bulundurmuştur. Bu sebeple her istasyonda aynı anda en az 2 muhabereci, elde yeterli personel varsa 3 muhabereci olarak donatılması ve en az iki kişiden üçlü vardiya olarak düşünüldüğünde, 2×3 toplam en az altı gözcü-muhaberecinin gerekeceği açıktır. Hizmet yoğunluğu az olan istasyonlara ise birer kişilik üç vardiyada en az üç kişinin gerekli olacağı kabul edilebilir. Bu sayının altında hizmet kalitesi ve emniyete ilişkin hususlar olumsuz etkilenebilir. Yönetmelikte “C” sınıfı hizmet sahaları için müsaade edilen gözcü – muhabereci personelin hiç bulundurulmaması hizmet kalitesi ve emniyeti etkilemenin yanında, mecburiyetten bu görevlerin de kılavuz kaptanlar tarafından yapılmasına neden olacağı için, yorgunluk, asli işine odaklanmada zafiyet gibi başka sorunlara da neden olur.

          Yönetmeliğin getirdiği olumlu yenilikler

          Yönetmeliğin personele ilişkin hükümleri oldukça yeni ve önemli değişiklikler getiriyor. Söz konusu personelin fiilen ve hukuken teşkilat bünyesinde çalışması, teşkilatın bordrolu personeli olması, bu durumun sosyal güvenlik kayıtları ve diğer belgelerle ortaya konulabilmesinin mecburi tutulması önemli bir koşul. Bazı teşkilatlarda, kendileri iş sahibi olmadığı ve sabit ücret esasına göre çalıştırıldığı halde serbest meslek makbuzu kestirilerek SSK yerine BAĞKUR’lu olmak mecburiyetinde bırakılan, emeklilik ve kıdem tazminatı konularında hak kayıpları olan kılavuz kaptanlar için düzeltici bir hüküm olduğu söylenebilir. Bu tür sözleşmelerle çalışan zaten emekliliğini hak edip de işe giren belli bir yaşın üzerinde kılavuz kaptanlar için çok büyük sorun ve kayıplardan söz edilmese de genç yaşta istihdam edilip yıllarını bu tür sözleşme yapan teşkilatlarda hizmet vererek geçiren kılavuz kaptanlar için ciddi hak kayıpları söz konusudur. Yeni Yönetmelik en azından bundan sonrası için. bu sorunu giderecek gibi görünüyor.

          Yönetmeliğin yayım tarihinden sonra ilk defa kullanılacak olan römorkörlerin Türkiye’de inşa edilmesi zorunlu tutulmuş. Bu maddeyle Türk gemi inşa sektörüne destek verilmiş olması da olumlu bir karardır.

Kaynaklar

– Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, 31 Aralık 2018 tarih ve 30642 (4. Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği”

– Gemiadamları ve Kılavuz Kaptanlar Yönetmeliği, 10 Şubat 2018 tarih ve 30328 sayılı Resmî Gazete.

– Mülga (Yürürlükten kaldırılmış) “Kılavuz Kaptanların Yeterlikleri, Eğitimleri, Belgelendirilmeleri ve Çalışma Usulleri Hakkında Yönetmelik”, 28.11.2006 tarih ve 26360 sayılı Resmi Gazete.


Bunları da beğenebilirsin