Denizcinin anasayfası

Türkiye’nin Ukrayna kıyılarında 22 gemisi bulunuyor

Bakan Karaismailoğlu, Ukrayna’nın Karadeniz’deki sahilinde bekleyen 22 tane Türk gemisi bulunduğunu açıkladı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Karaismailoğlu, Türkiye’nin Ukrayna’nın Karadeniz sahillerinde bekleyen 22 gemisi bulunduğunu belirterek, “Bunlardan çoğu Türk sahipli. Türk bayraklı olanlar da var içinde. O gemileri oradan almamız gerekiyor.” dedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, iftar programında ulaştırma muhabirleriyle bir araya gelerek, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Yapılan yatırımlara ilişkin bilgi veren Karaismailoğlu, ülkenin 2053’e kadar karşılaşacakları olaylara karşı planların hazırlandığını belirtip 2053’e kadar 198 milyar dolarlık yatırım yapılacağını, demiryolu ve haberleşme ağırlıklı yatırım dönemine girildiğini kaydetti.

Ukrayna’da 22 gemimiz var

Delmar Safety

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın etkilerine değinen Karaismailoğlu, Milli Savunma ve Dışişleri bakanlıkları koordinasyonunda önemli gelişmelerin yaşandığını belirtti.

Karaismailoğlu, Rusya’nın kontrolündeki Azak Denizi ve Kerç Boğazı’nda bekleyen ayçiçeği yağı yüklü Türk gemilerinin haftalar önce döndüğünü anımsatarak, şöyle konuştu:

“Şu anda özellikle Ukrayna’nın Karadeniz’deki sahillerinde bekleyen 22 gemimiz var. Bunlardan çoğu Türk sahipli. Türk bayraklı olanlar da var içinde. Hatta bugün Ukrayna Büyükelçisi ile istişare yaptık. O gemileri oradan almamız gerekiyor. Başlarda 200’ün üzerinde mürettebat vardı, onların bir kısmını tahliye ettik. Şimdi 90 mürettebat var ama onlar tahliye talebinde bulunmadı, gemiyi terk etmek istemiyorlar. Gemilerde tahıl, ayçiçeği yağı, demire kadar yük var. 50 güne yaklaştı. Gemi sahipleri de tedirgin, müjdeli haber bekliyor. Biz de teyakkuz halindeyiz. Arama Kurtarma Merkezimizden çalışan gemi adamlarıyla sürekli irtibattayız. Hem Rusya hem Ukrayna tarafıyla görüşmelerimiz devam ediyor. Türkiye’nin dışında başka ülkelerin de gemiler var. Bölgede yaklaşık 100 gemi bulunuyor. Bir an önce bunların kurtarılması lazım ama savaşın bitmesi lazım. Ayrıca geminin dışında limanda özellikle Ukrayna tarafında ihracat bekleyen yükler var. Diğer taraftan aslında bizim limanlarda Ukrayna’ya gitmek üzere bekleyen yükler de bulunuyor. Savaş ortamı her şeyi altüst ediyor.”

İlk yardım ve oradaki yaralıların kurtulması için Milli Savunma Bakanlığı’nın uğraştığını vurgulayan Karaismailoğlu, “Biz de onlara gemi tedarikinde bulunduk. Yaklaşık 10 gündür hazır bekletiyoruz, ilk yardım malzemeleri ve buraya gelecek yaralıların Türkiye’ye ulaşması açısından ama orada da mutabakat sağlanamadı iki ülke arasında. Ciddi çalışma var, iki tarafla da çok yoğun diplomasi devam ediyor. Gönül istiyor ki bu savaş bir an önce bitsin, hareketlilik tekrar devam etsin. Rusya limanlarında bir nebze olsun hareketlilik başladı ama maalesef Ukrayna tarafında bu hareketi göremiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

“Kanal İstanbul’un önemi daha da arttı”

‘Kanal İstanbul’ projesiyle ilgili de konuşan Karaismaioğlu, Kanal İstanbul’un tamamen alternatif bir su yolu olarak projelendirildiğini söyledi. Karaismailoğlu, “Projede ulaşım yollarımıza başladık, kara yolları ve demir yollarındaki çalışmalarımız başladı. Ulaşım ihtiyaçlarının alternatiflerini sunduktan sonra kazı işlemine başlayacağız. Kanal İstanbul uzun soluklu, maliyeti yüksek bir proje. Özellikle genel bütçeye yük olmadan projeyi yapmak için de finansal modellerde çalışmalarımız devam ediyor. İnşallah orada da ciddi bir gelişme olacak.” diye konuştu.

Karaismailoğlu, Rusya-Ukrayna Savaşı’nda Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin öneminin gündeme gelmesinin ardından Kanal İstanbul’un bu sözleşmeyi tartışmaya açacağına dair eleştiriler geldiğinin hatırlatılması üzerine şu değerlendirmede bulundu:

“Bence Kanal İstanbul’un önemi daha da arttı. Kanal İstanbul’un yapımını eleştirenler sadece bu işi bir emlak, rant dedikodu siyasetine dönüştürerek karalamaya çalışıyorlar. Halbuki biz burada küresel bir lojistik hareketten bahsediyoruz. Çünkü bu alternatif bir su yoludur, olması gereken bir projedir. O yüzden bir dedikodu siyasetine alet edilecek sadece bir rant emlak projesi olarak göstermek onların basitliklerini gösterir. Büyük, güçlü Türkiye, bu büyük mega projeleri yapmak zorunda. Ulaşım projelerinde Kanal İstanbul’un altından geçecek olan Halkalı-Ispartakule Demir Yolu Projesi’ne başladık, Sazlıdere Köprüsü ile Başakşehir-Bahçeşehir-Hadımköy Otoyolu Projesi kapsamında Kanal İstanbul’a göre projelendirilerek başlandı ve çalışmaları devam ediyor. Montrö’nün Kanal İstanbul ile hiçbir alakası yok. Çünkü bu sözleşme hem İstanbul Boğazı’nı hem Marmara Denizi’ni hem de Çanakkale Boğazı’nı kapsayan bir anlaşmadır. Kanal İstanbul’dan geçenler Marmara Denizi’ni de Çanakkale Boğazı’nı da kullanacak. O yüzden burada Montrö’ye aykırı hiçbir şey yok.”

Kanal İstanbul’un planlanan maliyetinde bir değişiklik olmadığını dile getiren Karaismailoğlu, Türkiye’de bu işi yapabilecek büyüklükte firmaların bulunduğunu, onlarla birlikte altyapı konusunda dünyanın önde gelen firmalarının da bu projeyi yapabilmek için aralarında şimdiden yarış yaşandığını bildirdi.


Bunları da beğenebilirsin