Denizcinin anasayfası

Atilla Çiftçigüzeli : ‘Birlikten kuvvet doğuyor’

İstanbul Tersanesi İcra Komitesi Başkanı Atilla Çiftçigüzeli : "Milli dizel motor için hazırız. Çin bizim için risk değil" dedi.

Sadece Denizcilik Dergisi’nde

İstanbul Tersanesi , 2007’de tamamen yöneldiği savunma sanayi projelerinde emin adımlarla ilerliyor. SAR35 modernizasyonu ile savunma sanayine giriş yapan ve son olarak Türkiye’nin ilk istihbarat gemisini suya indiren İstanbul Tersanesi, rotayı ihracata çevirmiş durumda.

Denizcilik Dergisini ağırlayan İstanbul Tersanesi İcra Komitesi Başkanı Atilla Çiftçigüzeli, Malezya’da düzenlenen Asya-Pasifik Bölgesi’nin alanında en önemli fuarı olan Langkawi Uluslararası Denizcilik ve Havacılık Fuarı’nın kendileri için verimli geçtiğini söyledi.

Delmar Safety

Gemi inşaa sektöründe kalıcı başarının “devlet” ve “sanayici”nin el birliği ile çalışmasından geçtiğini belirten Çiftçigüzeli, “Sanayici bürokrasiye takılıyor. Devlet sanayiciyi desteklediğinde aşılamayacak sorun yok. Bu birlikten kuvvet doğuyor” dedi.

İki bot ile başlayacağız

Malezya’da “Pendik Askeri Tersanesi” konumunda bulunan Boustead Langkawi Tersanesi ile işbirliği anlaşması imzaladıklarını belirten Çiftiçgüzeli, “Haziran 2019’da 12 ve 20 metrelik iki adet alüminyum bot inşaa için kolları sıvayacağız. Yapımı Türkiye’de başlayacak. Malezya’dan gelen mühendisler eğitilecek. Ardından botların yapımı Malezya’da devam edecek. Biz de işin proje yönetimini üstleneceğiz” dedi.

Tasarımımız büyük ilgi gördü

Botların ardından Malezya Deniz Kuvvetleri için Multi-Role Support Vessel (MRSS – Çok Yönlü Destek Gemisi ) inşaasına başlayacaklarını söyleyen Çiftçigüzeli, İstanbul Tersanesi’nin kardeş şirketi olan ve askeri gemi tasarımına yoğunlaşan SEFT’in de Malezya’da büyük ilgi gördüğünü dile getirdi.

TCG Alemdar, TCG Akın, TCG Işın ve Türkiye’nin ilk sismik araştırma gemisi olan MTA Oruç Reis’i SEFT’in milli ve özgün olarak projelendirdiğine ve inşaasının tamamlandığına dikkat çeken Çiftçigüzeli, Kuala Lumpur Üniversitesi (Universiti Teknikal Mara) ile tasarım konusunda iyi niyet anlaşması imzaladıklarını ifade etti.

Çiftigüzeli şunları söyledi :

Avrupa hayranlığını kırıyoruz

“Avrupa fuarlarına da katılım sağlıyoruz. Paris ve Londra gibi fuarlarda da bulunduk. Bizim Avrupa’da faaliyet göstermenizin ana nedeni, özellikle Orta Doğu’daki, Avrupa hayranlığını kırmak ve müşteri transferini sağlamak. Bu noktada da çok iyi gidiyoruz. Malezya, Pakistan, Suudi Arabistan, Cezayir, Tunus, Endonezya, Romanya ve Bulgaristan gibi ülkelerle görüşmelerimize de devam ediyoruz. Şu an sadece görüşme ve yatırım çalışmalarımız var fakat somut olarak Malezya ve Pakistan ile finale gelmiş durumda sayılırız. Güzel şeyler olacak”

Çin’i ezer geçeriz

“Malezya bugüne kadar Avrupa ülkeleri ile çalışmış ama hem başarılı olunamamış hem teknoloji transferi yapamamışlar. Resmen Malezya’yı zor durumda bırakmışlar. Biz de Müslüman olmamızın da etkisiyle ve de üstün teknoloji kullanmamız gerekçesiyle de bir adım önde olduğumuzu düşünüyoruz. Dünyanın her ülkesi ile başa baş rekabet edebilecek düzeydeyiz. Karşımıza Çin’i çıkartıyorlar. Çin’den de bir adım öndeyiz. Çin devletinin süspanseyle fiyatları aşağı çekmesi bizi zora sokar ama kalite olarak birkaç adım daha öndeyiz. Bu nedenle de tercih ediliyoruz ve edileceğiz”

Destek, büyükelçilere göre değişiyor

“Malezya’da büyükelçiliğimiz, tüm Türk işadamlarına verdiği gibi, bize de büyük destek verdi. Özellikle söylememiz gerekiyor. Balyoz kumpasında hapiste iken beyin kanaması geçirerek şehit olan merhum Deniz Kurmay Albay Murat Özenalp, Bangladeş’te görevliyken çok yardımcı olmuştu. Dostumuz olmuştu. Kendisini rahmet ve şükranla anıyorum. Şimdi de Malezya Büyükelçimiz Dr. Merve Kavakçı ve Askeri Ataşemiz Albay Özer Çalışkan Malezya’daki destekçilerimiz oldular.”

Dizel makineyi her an üretebiliriz

“Askeri gemilerde yüzde 70 yerlilik oranı yakaladık. Ticari gemilerde daha fazla. Elektronik, haberleşme ve navigasyonda millilik hemen hemen çözülmüş gibi. Dizel makineyi şu an bile teknik olarak rahatlıkla üretebiliriz ama bu konuda da devlet desteğine ihtiyacımız var. Dizel makinenin seri üretimi için 150 Milyon Euro yatırıma ihtiyaç var. Bu yatırımı özel sektörün yapması çok zor. Bu konuda Türkiye çok geri kaldı. Şu andan itibaren böyle bir makinenin üretimi zor değil, çok kolay yapılabilir bir şey. İmkan ve yeteneklerimiz içinde. Tek tip motor yapmak fayda olmaz. Değişik modellerde, değişik güçlerde motorların üretilmesi gerekiyor. Bunun fizibilitesini yaptık ve özel girişim olarak altından kalkamayacağımızı gördük ama bir yerden başlamak lazım. Bir yerden başlarken de devlet millet el ele yürür ise bu proje yürür gider. Yoksa yürümez önümüz tıkanır”. Biz 1200 bhp ve 1500 bhp dizel motorun prototipini ürettik. Şimdi de seri üretim için destek istiyoruz.

Askeri gemiler motorda öncü olmalı

“Dizel motor öncelikle Türkiye’de yapılan askeri gemi ve platformlarda kullanılmalı. Parasal olarak kredilendirme yolu açılırsa da, 5 yıl içinde değişik tipte hem ana makineler hem de dizel jeneratörler ortaya koyabiliriz ama burada ateşleyici kişi de özel sektör olamaz. Makineyi yaptık, kime satacağız onu. Bu makineler Türkiye’de yapılan milli savunma gemilerinde kullanıldığında önümüz açılır. . Aksi taktirde dünya devi firmalarla rekabet etmek gerçekten çok zor olacaktır. ”

Savunma sanayi artık bizim işimiz oldu

“İstanbul Tersanesi olarak, savunma sanayi projelerine 2007’de SAR 35 ile başladık. Dört adet SAR 35 botu modernizasyonu gerçekleştirdik. Sonra 5 adet SAR 33 botu modernizasyonu yaptık. Bunların devamında gerçek anlamda Amerika, Rusya ve İngiltere gibi devletlerin bile elinde bulunmayan ve 600 metre derinlikte kurtarma operasyonu yapabilen denizaltı kurtarma gemisi yaptık. Şu an seyir halinde ve Türk Deniz Kuvvetler tarafından kullanılıyor. MTA’ya sismik araştırma gemisi yaptık. Türk Deniz Kuvvetleri için iki adet kurtarma yedekleme gemisi yaptık. Bunların şu an hepsi görev yerlerinde görevlerini yapıyor.

FETÖ bize büyük zarar verdi

“Geçmiş dönemde milli projeleri yaparken tamamen FETÖ kumpasına düştük. Geciktirildik ve kesilen cezalarla müthiş zarar ve ziyana uğratıldık. Bu sebeple de bizim şu an amacımız, hedefimiz tamamen yurt dışına pazarlamak. Dış ülkelere bu gemilerin ihracatını sağlayarak ülkeye sağlıklı bir şekilde döviz girmesini sağlamak istiyoruz.

Müşteri hazır ama satamıyoruz

“Ülkenin ekonomik durumunun yanısıra, bankaların yurt dışında kredibilitelerini kaybetmesi de bunda etkili. Yani örneğin bizim paslanmaz gemimizin müşterisi hazır gemiyi satacağız ama ödeyecekleri peşinatla ilgili olarak karşı tarafa teminat veremiyoruz. Müşteri Türkiye’den, Türk bankasından gelen teminat mektubunu da kabul etmiyor. Böylece başarılı olamıyoruz. Bizim önümüz tamamen tıkanıyor bu konuda.”

Alıcı garanti istiyor

Atilla Çiftçigüzeli ve İş Geliştirme Yöneticisi Tuğçe Çiftçigüzeli Boncuk

“Müşteri parayı veriyor ama gemiyi alacağını garantilemek istiyor. Bu garanti de nasıl olacak? Yurt dışındaki müşteri iş yaptırdığında ola ki zarar ederse gecikme ya da iptallerde bu zararı karşılayabilecek parayı görmek istiyor. Bu bütün ihracatlarda geçerli. Peşin bir ihracat söz konusu değilse. Peşin ihracatta ürünün hazır olması lazım. Gemilerde de biliyorsunuz böyle bir şey söz konusu olamaz. Ürünün hazırlanması işin nevine göre 1 yılla 3 yıl arasında sürebiliyor. Teminat ise işin nevine göre değişiyor. Denizaltı kurtarma gemisinde 100 Milyon Euro’nun üzerinde bir teminat mektubundan bahsediyoruz ama paslanmaz gemi gibi ticari gemide rakam 20 Milyon.”

Bize referans olunsun yeter

Biz artık belirli bir kariyere, birinci seviyeye geldik. Çok fazla teşvik istemiyoruz. İhracatta referansımız zaten oluyorlar. Teminat mektubu konusunda, fon konusunda, kredi konusunda tersaneleri desteklemeleri gerekiyor.. Bu zamana kadar biz bunda başarılı olamadık ne yazık ki.

Hazine bizi desteklese…

Yurt dışı bankalarıyla görüşme şansımız olmuyor. Yurt dışındaki fonlarla görüşmemiz oluyor. Fonların da ilk istedikleri teminat mektubu oluyor. Biz teminat mektubunu bulsak daha doğrusu parayı verecek kurumun veya kuruluşun vereceği para karşısında garantör bulsak ki, bu bizim hazinemiz de olabilir.

Mesela Pakistan projesinde onların devlet bankası bize akreditif açıyor ama bu krediyi kullanmak, uluslararası arenada geçerli olabilmesi için hazinemizin garantör olması lazım. Çünkü bazı ülkelerin vermiş olduğu devlet garantisi de piyasada pek itibar görmüyor. Fakat bizim hazinemizin garantörlüğü şu an o kadar kötü değil, geçerliliği var ama bu konuda da destek göremedik bugüne kadar.”

Devlet, “arkanızdayım” demeli

“Devlet kendi gücünü ortaya koyarak, ‘ben bu yatırımcıların, sanayicilerin arkasındayım” diyecek, o zaman önümüz açılacaktır. Şu anda önümüz bir şekilde tıkanıyor. Bizim bankaların hem kendine güveni hem de müşteriye güveni olsa dışarıya karşı da bir güven verebilseler bu sorunların hiç birinin yaşanacağını zannetmiyorum.

Biz ticari gemi olarak 30’un üstünde gemi ihracat ettik. Bu zamana kadar hiç bir problem yaşamadık ama bugün bambaşka bir şeyin içerisindeyiz.

Şu an tersanemizde inşa halinde olan paslanmaz geminin satışında bile problem yaşıyoruz. O yüzden peşinatımızı alıp da teminat mektubu veremediğimiz için satışımız da beklemede.”

Dünya kaliteye önem veriyor

“Bizim yapmış olduğumuz gemiler gerçek anlamda birer yıldızlar. Kalitelerine hiç kimse bir şey söyleyemez. Çok yol alındı, nerelerden nerelere gelindi. Dolayısıyla dünya üzerinde çekineceğimiz hiç bir ülke yok. Kalitemiz çok önemli ama bazı ülkelerin mali durumu da iyi olmadığından bir yanılgıya düşüyorlar. Yanılgıya düştükten sonra da uyanıyorlar ama önce bir tokat yiyorlar. O tokatı yedikten sonra da bize geliyorlar.”

Öğrenci sayısı fazla, staj büyük sorun

“Denizcilik eğitiminde gördüğüm kadarıyla şu anda en büyük sorun, öğrencilerin staj sorunu. Lisans seviyesinde eğitim veren okulların kendi staj imkanlarını kendi staj gemilerini, eğitim gemilerini mutlaka ortaya koyup yürürlüğe sokmaları lazım. Halen staj dönemi gelen öğrenciler, gemilere dağıtıldığı zamanda da gemilerin sayısı yetersiz kalıyor. Biz stajımızı Hamit Naci adlı okul gemimizde yapardık. Motor stajını Deniz Nakliyat’ta, türbin stajını Denizcilik Bankası’nın yolcu gemilerinde yapardık. Bununla ilgili bir sıkıntı yoktu. Bugün öğrenci sayısı çok fazla ve Deniz Nakliyat gibi bir kurum da yok. Deniz nakliyat işin mektebiydi ve biz de orada yetiştik. Şu an arz talep dengesi çok bozuk. Bunu çözmek içinde mutlak surette okullar kendi eğitim gemilerine sahip olmak zorunda. SNR Holding olarak 14 gemimiz vardı askeri gemi projeleri nedeniyle 10 gemimizi satmak zorunda kaldık, şimdi 4 gemimiz var. 4 geminin her birine 2 stajyer alsak 8 stajyere ancak olanak sağlayabiliyoruz. Halbuki sadece bize müracaat eden 80, 100 stajyer var.”

Paslanmaz gemimizi Aralık’ta görücüye çıkaracağız

“Şu an STM ile imzaladığımız Test ve Eğitim Gemisi (TVEG) adı altında istihbarat gemisi yapıyoruz. Tahmin ediyorum ki sonbaharın ilk günlerinde seyir tecrübelerine başlayacak. Ayrıca açığa kendi olanaklarımızla, yukarıda bahsettiğim paslanmaz gemiyi yapıyoruz. Paslanmaz gemi inşası konusunda çok iyi durumdayız 7500 DWT’lik paslanmaz gemi. O’nu da kısmet olursa bu Aralık ayında görücüye çıkaracağız.”

Tasarım sıkıntımız yok

“Tasarımda hiç bir sıkıntımız yok. Yaptığımız gemilerin hepsini bizim beraber çalıştığımız SEFT Gemi Tasarım’da yapılıyor. Yaklaşık 50 kişilik bir kadro çalışıyor. Dolayısıyla yapılan projelerin hepsi milli ve özgün projeler oluyor. Bu da ayrıca ülkemizin iftihar etmesi gereken bir konu. Türkiye’de yapılan bu kadar iş var. Dizayn mühendisleri kendilerini yetiştiriyor ama işlerin arkası gelmezse bunlara da yazık olur… Birilerinin destek olması lazım yoksa SEFT Gemi Tasarım gibi firmaları kaybederiz.

Sadece tasarım ihracatı yaptığımız da oluyor. Mesela Tayland’a bir askeri tanker projesinin ihracatını yaptık. Seft Gemi Tasarımı Türkiye için gerçek bir kıymet. Tüm deniz platformlarında projelendirme imkan ve kabiliyetine sahip.

Pakistan’a denizaltı kurtarma gemisi

“Pakistan, Malezya ve Endonezya ile görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Pakistan’a denizaltı kurtarma gemisi projemiz var”


Bunları da beğenebilirsin