Denizcinin anasayfası

İTÜ DENARK : “Mesleğin cinsiyeti olmaz”

İTÜ Denizcilik Araştırmaları Kulübü Üniversite TV’nin konuğu oldu.

İTÜ Denizcilik Fakültesi Gemi Makineleri İşletme Mühendisliği 4. Sınıf öğrencisi Yaren Yılmazoğlu ile İTÜ Denizcilik Fakültesi Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği 4. Sınıf öğrencisi Atilla Yıldız, Üniversite TV ekranlarında yayınlanan Üniversite Kulübüm programına konuk oldu.

* Programı izlemek için tıklayın

Üniformaya övgü

Delmar Safety

Yaren Yılmazoğlu, sunucunun üniformalarıyla çok güzel göründüklerini söyleyip, derslere üniformayla girip girmediklerini sorması üzerine, “Üzerimizde gördüğünüz kıyafetler tören üniforması diye geçiyor resmi ve özel günlerde giydiğimiz üniformalar. Diğerlerinde de günlük okulun içinde giydiğimiz kazaklarımız var. Omuzlarında apoletler var. Yine sınıf şifrelerimiz ve bölümlerimizin baskılı olduğu apoletlerimizi takıyoruz üzerine. Günlük olarak fakültenin içinde böyle giyinmek zorundayız. Derslere sivil giremiyoruz” dedi.

İTÜ denizciliğin babası

Yaren Yılmazoğlu, sunucunun İTÜ’nün denizcilik eğitimindeki yerini sorması üzerine de, “Okulumuz 1884 yılında kurulmuş, denizciliğin babası diye nitelendirilen, denizcilikteki en köklü üniversite. Aynı zamanda da hakikaten çok yüksek puanlı bir bölüm” diye konuştu.

6.5 ay karaya ayak basmadım

Yaren Yılmazoğlu gemiye çıkıp çıkmadığının sorulması üzerine ise şunları söyledi :

“Ticari gemilerdeyiz. Farklı gemi tiplerinde tonaj sınırı olmadan çalışma iznimiz olan bir ehliyetimiz var. Hepimiz gibi yani benim de düşüncem mezun olduktan hemen sonra gemilere çıkıp gemide bölümümün gerektirdiği şekilde mesleğimi icra etmek. İki kez gemiye çıktım. Zaten bölümümüzün gerektirdiği 12 aylık bir staj süreci var. Makinanın 6 ay kara 6 ay deniz stajı var. 12 aylık stajın 9 ayını gemide yapabiliyorsunuz. Ben o hakkımı kullandım. İlk gemiye çıktığımda İtalya-Türkiye çalışmıştım. Daha sona tersane stajımı tamamladım karada ve üçüncü sınıfın ikinci döneminde zorunlu olan açık deniz stajımızı yaptık. 6.5 ay gemide staj yaptım. 6.5 ay karaya ayak basmadım.”

Pandemide gemiden inemedim

Atilla Yıldız ise stajını, “Staj için çıktığım gemide daha çok Avrupa bölgesine çalışıyorduk. Avrupa Rusya arası sefer atıyorduk. Bir ara Afrika’ya indiğimiz oldu. Akdeniz Bölgesine de sefer yaptığımız oldu. Stajımın sonuna doğru tekrar Avrupa bölgesinde çalışıyorduk. Pandemi nedeniyle yaklaşık 211 gün 7 ay hiç karaya ayak basmadan gemide kaldık” diye anlattı.

Sektörle öğrencileri buluşturuyoruz

Atilla Yıldız, İTÜ DENARK’ın çalışmalarının sorulması üzerine, “Henüz birincisini yapma fırsatı bulduk ama, Uluslararası Genç Denizciler Zirvesi adı altında sektörden önemli isimleri öğrencilerle buluşturduğumuz zirve düzenliyoruz. Öğrencilere çeşitli tecrübelerini anlatıyorlar” dedi.

Gemideki hiyerarşiyi öğreniyoruz

Yaren Yılmazoğlu ise aynı soruyu şöyle yanıtladı :

“Bir tane eğitim departmanımız var. Eğitim departmanında en başta staja gidecek öğrencileri hazırlıyoruz. Çünkü gemiye gittiğimizde ilk gün ne yapacağımızı hiçbirimiz bilmiyoruz. Kime nasıl hitap edeceğiz, işimiz ne, katıldıktan sonra ne yapmamız gerekiyor gibi çok fazla soru işareti oluyor aklımızda. Yani gemi öyle bir hiyerarşiye sahip ki, yemek yiyeceğiniz, masada oturacağınız yeriniz belli. Oradan başka yere oturmuyorsunuz. Denizciliğin ikinci adı diyebiliriz hiyerarşiye.

İTÜ DENARK bana çok şey kattı

“Farklı departmanlarımız var aslında kulüpte. Dergi, AR-GE, etkinlik, eğitim şeklinde çok farklı karakterdeki insanlarla çalışıyoruz. Çünkü gemide de hiç tanımadığınız, Türkiye’nin farklı yerlerinden gelmiş 20-25 kişiyle çalışıyorsunuz ve rütbenizin gerektirdiği bir sorumluluk oluyor üzerinizde. Herkesle anlaşabilmeniz gerekiyor. Kulüpte de aslında bu yetkinliği kazanıyoruz yani herkese hitap etmemiz gerekiyor, kimseyi kırmamamız gerekiyor. Aynı zamanda bir hiyerarşi içinde yapmanız gerekiyor bunu. Kimse alınmasın gücenmesin iş doğru şekilde yapılsın algısını kazandırıyor kulüp. Network anlamında çok fazla şey kazandırdı bana. Ben lisedeyken de sosyal bir insandım Tuzla’ya geldiğimde tabi daha kapalı bir alan, kulüp sayesinde bu sosyalliğim devam etti diyebilirim. Kulübe katılmadan önceki halimle sonraki halim arasında birinci sınıftayken sektör hakkında hiçbir şey bilmiyordum geldiğimde. Birinci sınıf bittiğinde birçok şeye hakimdim aslında. Hani bana yapamazsın denilen birçok şeyi aslında kulüp sayesinde başarmış oldum, yapmış oldum. Hazırlıkta bir kız çocuğuyken şu an kulübün başında bir başkan oldum. Kulübün de ilk kız başkanı olmak bana bu anlamda ekstra bir sorumluluk katıyor. Zaten kız sayısı çok az fakültede. Kulübün başkanının da kız olması bu noktada zaten dönemimden de çok destek aldım bu konuda kulüptekilerden. Sen olacaksan biz sana destek oluruz dediler, sağ olsunlar bu şekilde ilerliyoruz”

Mesleğin cinsiyeti olmaz

Yaren Yılmazoğlu neden böyle zor bir meslek seçmesiyle ilgili ise şunları söyledi :

“Mesleklerin cinsiyeti olmadığını düşünen bir insanım. Tercih ederken de zaten her zaman aklımda bu vardı. Çok fazla erkek olması bu noktada bir dezavantaj değil. Çünkü çalışmaya gidiyorsunuz oraya. Genellikle üst rütbelere baktığınızda kendi okulumuzdan mezunlarla denk geliyoruz. O anlamda hani zaten ortak bir paydayla mezun oluyorsunuz. Aynı okuldan insanlarla denk geldiğinizde paylaşabileceğiniz çok fazla şey oluyor. Kız öğrenci sayısı az bizim okulumuzda, İTÜ’nün KKTC kampüsü öğrencileri de yer alıyor aynı zamanda. Hatırladığım kadarıyla biz 82 kişiyiz makinada ve sadece 4 kız varız. Bir kişi de Kıbrıs’ta, toplamda 5 makineci kız olarak mezun olacağız bu yıl. Mesela 25 personel vardı gemide ve ben tek çalıştım kızdım. Bir insan bir işi yapabileceğini düşünüyorsa ve seviyorsa kesinlikle yapabilir. Önünde hiçbir engel yoktur. Bence ilk önce sevmek gerekiyor her işi. Yani bu meslekte de sadece denizi sevmek yeterli mi, hayır, güçlü bir psikolojiye de sahip olmak gerekiyor.


Bunları da beğenebilirsin