Denizcinin anasayfası

Dr. Özkan Poyraz : “Denizcilikte sırlar Big Data’yı engelliyor”

Navis Danışmanlık Genel Müdürü Dr. Özkan Poyraz, dijitalleşme sürecinde denizciliği içselleştirmiş uzmanlara gerek duyulacağını söyledi.

Sadece Denizcilik Dergisi’nde – VİDEO HABER

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından düzenlenen “Türkiye Denizcilik Zirvesi’ne” katılan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı eski Müsteşar Vekili ve Navis Danışmanlık Genel Müdürü Dr. Özkan Poyraz, denizilikte dijitalleşmenin ilk bakışta çok kolay gibi gözüktüğünü fakat işin parçalarına inildikçe çok karışık bir konu haline geldiğini söyledi.

Şirketlerin denizilik sektöründeki Big Data’yı (Büyük Veri) oluşturmak için ciddi bütçeler ayırdığını belirten Poyraz, “Sayısal büyük verinin işlenmesine ihtiyacı var. Birisi navlun, diğeri de ikinci el gemi piyasaları. Buraya büyük veri akışları geliyor. Fakat bu veri akışları genellikle dünya ticaretinin içerisinde brokerlik mekanizmaları ve ticari sırlar içerisinde hep gizli tutuluyor” dedi.

Delmar Safety

Poyraz şunları söyledi :

Devamlı bombardıman var

“Geçmişte ne olduğunu biliyoruz ama gelecekte ne olacak bundan tam emin değiliz. Devamlı bir bombardıman var. Dijital hizmetler, bulut teknolojileri, nesnelerin interneti, machine to machine dediğimiz makineden makineye iletişim, 5G, yapay zeka, 3 D ile baskı yapılabilirlik gibi bir çok şey giriyor endüstri 4.0’ın içerisine. Geçmişi biliyoruz. Buhar makinası, elektrik makinaları. Buhar makinasının iletişimi posta iken, elektrik makinasının iletişimi telgraf. Daha sonra da öğrenen organizasyonlara, yani endüstri 3.0’a geçiyoruz. Öğrenen organizasyonlar da otomasyon ve internet. Bunu hayatımızın içine aldık ama bundan sonra ne olacak. Artık düşünen organizasyona geçiyoruz. Aslında nesnelerin internetiyle, yapay zekayla, robotik ve otomatik makinaları içeren bir gelecek var. Çok da fütüristik olmak istemiyorum açıkçası. Bizim endüstrimizin içerisinde bunlar ne kadar içselleştirilebiliyor. İnsanların sosyal yaşamı ve bu hizmetleri çevreleyen diğer hizmetler siber güvenlikten nesnelerin internetine kadar bu nesneye ne kadar hazırlar. Onlar hazır olduğunda bu tamamlanacaktır diyorum. Bir askeri harp konvoyunun hızı en düşük geminin hızıyla gider. Bunların bütününe farklı bir enstantaneden bakmak lazım”

Endüstri 4.0’ın üzerine çıktı

“Peki bunun yansımaları gemiye, gemi işletmesine ve limanla ilgili organizasyonlara nasıl yansıyor buna bakmak lazım. Otonom gemi denemeleri var. Biz buharlı ve yelkenli gemilere ship 1.0 diyorsak, bugün belki de akıllı vardiya sistemlerinin, akıllı çatışmayı önleme sistemleri olan gemilere gemi 5.0 demek lazım. Endüstri 4.0’ın üzerine de biraz çıkmış gibi görünüyorlar”

Milyonlarca denizciye ne olacak?

“Rolye Royce, İntel ve Google’ın işbirliğiyle 2017 yılında Finlandiya’da bir otonom, telemetrik gemi merkezi kuruldu. Denemeleri yapıldı. Uzaktan bu gemilerin denemeleri yapıldı. Bir limandan bir limana aktarıldılar. Sonra 2021 yılında Yara isimli bir gemi Norveç’te denize indirildi. İlk ticari sefer ise bir Japon firma tarafından yapıldı. Tokyo, Yokohama ve Nogoya limanları arasında ilk otonom sefer yaptırıldı. Bu çok önemli bir gelişme. İnsansız gemi olarak biliyoruz ama ilk defa ticari gemilere uygulanmış bir sefer bu. Bunun arkasında sosyal problemler de oluşacak.”

“Bu dünyada milyonlarca gemi adamı bu sektörde çalışıyor. Bunlar 10 yıl 15 yıl sonra işlerini mi kaybedecekler. Otonom gemilerin limanlarla ilişkini ne düzeye gelecek. Limanlar bu ilişkiyi kaldırabilecekler mi? Mesela son konteyner krizinde gördük. San Francisco limanında Maersk gibi, MSC gibi konteyner gemileri günlerce beklediler. Gemiler vardı, konteyner vardı. Peki bu limanlar neden beklediler? San Francisco Limanı’nın hinterlandındaki taşımalarda ya da liman aktarma rtc sistemlerindeki problemlerden dolayı. Yani otonom gemiyi yapmak önemli değil. Yardımcı hizmetler buna hazır mı? Bana göre şu an hazır değil.”

Limanlar önde gidiyor

“Otonom gemiler gibi makinelerin birbiriyle konuştuğu limanlar otonom alanda en hızlı giden sektörlerden biri denizcilikte. Hollanda’da Europort’ta başlayan bir çalışma vardı, insansız liman. Bir çok liman daha verimli çalışarak konteynerlerin çalışması, gemilerin otomatik olarak yanaştırılması, konteyner bulma sistemleri, sanal gerçeklikle bir limanın dijital ikizinin yapılması yoluyla bu planlamaların oluşturulması limancılıkta aslında denizciliğin diğer alanlarından daha fazla otomasyon tedbirleri değişti.”

Düğmeye basmak yetmeyecek

“Benim üzerinde en çok durmak istediğim şey büyük veri. Otonom gemiler var ama denizciliğin içinde değiller. Dijitalleşme iz süreçlerini iyileştirmek için bir iş modeli. Her şey sayısal olacakmış, bir düğmeye basınca bir başka şey olacakmış gibi düşünmemek lazım. Bunun bir iş modeli olduğunu, iş modeli olarak da gemiyi merkeze alırsak sigortacılıktan kılavuzluğa, acentelikten gemi filo operatörlüğüne kadar onlarca servis var. Bu onlarca servisten hangisi iş odaklı olarak sayısallaştırılabilmeli bunun üzerinde durmak lazım.”

Navlun ve ikinci el gemi

“Bizim denizciliğimizi 4 temel piyasa belirliyor. Birincisi navlun piyasaları. Yani bir geminin bir yükü taşıması karşılığında edindiği navlun üzerine kurulu olan piyasa. İkinci piyasamız ikinci el gemi alım satımı piyasası. Bu da denizciliğin içinde olan bir armatörün gemisini yenilemek, sektörün içinde kalarak veya onun dışına çıkarak gemisini satması ya da gemi alması. Üçüncü marketimiz yeni gemi inşa alanı. Dördüncü marketimiz ise gemilerin kesildiği, aslında gemilerin ölümünün sonuçlandığı bir alan. Bu dört marketin içinde iki tanesinin sayısal anlamda çok büyük önemi var. Sayısal büyük verinin işlenmesine ihtiyacı var. Birisi navlun, diğeri de ikinci el gemi piyasaları. Buraya büyük veri akışları geliyor. Fakat bu veri akışları genellikle dünya ticaretinin içerisinde brokerlik mekanizmaları ve ticari sırlar içerisinde hep gizli tutuluyor.”

İngilizler işin içinden çıkamıyor

“Adını vermeyeyim ama Londra’daki 3 katında analist çalıştıran çok büyük bir organizasyon var. Bu organizasyon yıllardır bu verileri panel brokerler aracılığıyla bulmaya çalışıyor ve büyük veriyi işlemeye çalışıyor ama halen başarılı olmuş değil. Dolayısıyla bu işin ticari tarafında sırlar çok fazla. Bu sırları da insanlar korumak istedikleri için dijitalleşmenin önemli rezistanslarından biri de, deniz ticaretinin karlılık kısmında büyük veriyi işleme konusunda önümüzdeki yıllarda da sıkıntılar yaşayacağız.”

Stratejik veri farkı

“Fakat stratejik amaçlı olarak iş değişik. Stratejik olarak büyük veri var. Bakanlığımızda da var. Otomatik tanımlama sisteminde gemilerin verilerini sürekli bakanlığımız alıyor. Verilen izinler kapsamında gemilerin hareketlerini alıyor. Gümrük teşkilatımızın tek pencere diye bir sistemi var. Bu sistemden bir çok veri geliyor. Ulaştırma bakanlığımızın liman bilgi veri sistemi var. Buradan da veriler geliyor. Bunların hepsinin modellenerek, strateji geliştirenler açısından değerlendirilerek, büyük veri işlemek için fırsat olduğunu düşünüyorum.”

Limandan hareketle navlunları bulmak

“Bunun için modeller geliştirmek lazım. Bu modeller nereye sonuçlanır? Örneğin intermodel dediğimiz çok modlu taşıma ve özellikle lojistik merkezlerin planlanması. Dryport dediğimiz kuru limanların, deniz limanları ile birleşeceği düğüm noktaların bulunması olabilir. Mesela 2015 civarında bakanlığımız bir çalışma yapmıştı. Türkiye dış ticaret yüklerini taşımak için ne kadar navlun ödüyor mesela. Şimdi normalde bunu bilemiyorsunuz ama elimizde liman bilgi sistemi diye bir sistem var. Bu sistemi alıyorsunuz, makro veri inceleyerek yani büyük veriyi tertip ederek bunun analizini yapıyorsunuz. Diyelim ki kontinent navlunu şu kadar, gulf navlunu şu kadar. Bu navlunları bir çarpan katsayısıyla değerlendirip o dönemde Türkiye’nin 9.5 milyar dolar dış ticaret navlunlarına ödediğini bulmuştu bakanlık. Bunun 8.2 milyar doları ise ikinci ülkeler veya üçüncü ülkeler tarafından yönetiliyordu. Yani biz 9.5 milyar dolar ödüyoruz dış ticaret yüklerimize bunun 8.2 milyar doları yabancı bayraklı gemilere ödenen paralar. Bunları bulabilmek için büyük verinin modellenmesi, analizi çok önemli sayısallaşmada.”

Blockchain ayrıntısı

“Elektronik taşıma belgeleri bir yükün a noktasından b noktasına giderken artık block chain diye bir teknoloji var. Bir veriyi tek bir bilgisayar ya da merkezde saklamıyorsunuz. Bunu çeşitli, farklı farklı coğrafyalardaki farklı bilgisayarlara paylaştırıyorsunuz. Bunların arasındaki ağlar zaman damgasıyla damgalanıyor. Şu zamanda şu dijital belge. Örneğin konşimento, manifesto üretildiyse o zamanda block chain olarak kodlanıyor ve değiştirilemez bir belge oluyor. Dünya buraya doğru gidiyor artık. Bizim de bunlara hazır olmamız lazım. Bundan sonraki vizyonunda bu işin bu var.”

Türkiye’de en büyük sorun vasıflı eleman

“Nesnelerin interneti diyoruz, yapay zeka diyoruz, büyük veri işleme diyoruz bunlar hep terim olarak bir yerlerde ama hayatımızın neresinde. Bundan 10 yıl sonra sosyal sorunlar oluşturacak mı? Benim kanaatim, denizcilik yönünden bakıldığında denizcilik servislerinin bütünü full otomasyona istihdam yoğun olan bir sektör olarak insansız modellere çok hazır değil şu anda ama bunu ihmal etme imkanımız da yok. Benim kanaatim daha çok Türkiye’nin bu dijitalleşme sorunu içerisinde karşısına çıkan en büyük problemlerden bir tanesi sayısallaşma iş modelini sağlayan insanların varlığıyla ilgili sıkıntılarımız var. Bir idare diyelim ki sayın bakanımız talimat verdi. Türkiye denizcilik ve ulaştırma modellemesini yapın. Ulaştırmanın dijital ikizini yaratın. Türkiye’nin karayolu, denizyolu, havayolu, dryportların bir ikizini yaratın dedi. Ben bunu oluşturduktan sonra yeni limanlara, yeni gemi teşviklerine bu dayanaklarla… Peki bunu yapabilecek miyiz? Benim gördüğüm en büyük tedirginlik bunları kim yapacak. Bununla ilgili elemanlarımız var mı. Bunlar nerelere kaçıyor.”

Denizciliği içselleştirmiş uzmanlar gerekli

“Denizcilikte biz hep bir yeterlilik belgesinden bahsederiz. Bu yeterlilik belgesi bilgi ile becerinin toplamından ama etitude dediğimiz davranış biçiminin çarpımından oluşan bir denklem. Bilgiyi maksimize edebilirsiniz, becerisi çok yüksek insanlar yetiştirebilirsiniz ama sayısallaşma da dahil olmak üzere denizciliğin davranış bilimine yakın insan grubu yaratamadığınız sürece denkleme bu sıfır girer ve yeterlilik de sıfır olur. Sadece ilgi, bilgi ve beceri değil aynı zamanda bu felsefeyi içselleştirebilmiş bir kuşak oluşturabilmek. Sadece sayısallaşmayı oyun salonlarında oyun oynanan, mobil iletişim yapılan, sosyal medya olarak kullanılan platformlar bütünü olmayan bir gençlikle karşı karşıya mıyız acaba. Bunlara ilişkin teşviklerimiz var mı. Bunlar konusunda biraz şüphelerim var.”

Denizciler bilgisayarla haşın neşir olmalı

“Denizciler ve gemi adamları yönünden ise, onlara en büyük tavsiyem lütfen bilgisayarla haşır neşir olun. Bir elektronik seyir haritasını kullanan bir gemi zabitinin bir elektronik harita yaması yapması gerektiği zaman yükleme yapamaması bir sorun. Bugünkü bilgisayarlar 1 ve sıfır ama gelecekte bilgisayarlar sanal gerçekliği içeren bilgisayarlar olacak. Bugün bulduğunuzla bir seviyeye gelmeye çalışın.”

Otonom kaza sorumlulukları

“Bir hukukçuya sordum. MIT’de bir çalışma var, Türkiye’yi içeren de bir çalışma Google aracının bir karar verme sürecinin etik modelini yapıyor ve dünyadan da veri topluyor. Bir yaşlı var, aracın içindeki çocuklar var ve bir de araba var. Bu arada içindekileri mi korumalı, yaşlıya mı çarpmalı, içindekileri mi korumalı diye. Biz burada biraz Fransızlar ile beraber dünyada kopuyoruz. Kadınların ve yaşlıların ölmesini istemiyoruz ama diğer ülkeler biraz daha analitik düşünüyor. Makinelerin de etiğe ihtiyacı var ama bunu makineye öğretmek gerekiyor. İnsanların bir modellenmesinin yapılması ve makinelere öğretilmesi gerekiyor. Bir hukukçuya sordum, ‘Roma hukuku şunu der. Hayvan idare edenlerin sorumluluğu neyse, ileride de otonom gemileri idare edenlerin sorumluluğu o olacak’ dedi. Bunun geleceğinde sorumlulukları belirleyen bir mevzuat ihtiyacı olacak”


DM Group
Bunları da beğenebilirsin