Denizcinin anasayfası

Rizeli armatör ve tanınmış denizcilerden Güvelizâde Ailesi hakkında

Yedi sene süren ve 7 cilt olan “Türk Armatörleri Tarihi” başlıklı belge eserimin özünde Karadeniz ve Karadeniz’de Rize çok ayrı bir önem ifade eder. Türk deniz ticaretinin ilk reisleri, tayfaları ve kaptanları, makinistleri onlar olmuşlardır. Yıllar geçtikçe ulaşamadığım Karadenizli armatörler ortaya çıkmakta. Kimisi yelkenli bir çektirmeden motorlu çektirmeye doğru devam etmiş, kimisi bir adım daha atarak buharlı gemi armatörü olmuş, fakat güçleri yetmemiş, ya da ömrü yetmemiş ve o aileler kayıtlarda yer almamışlardır.

Yedi sene süren ve 7 cilt olan “Türk Armatörleri Tarihi” başlıklı belge eserimin özünde Karadeniz ve Karadeniz’de Rize çok ayrı bir önem ifade eder. Türk deniz ticaretinin ilk reisleri, tayfaları ve kaptanları, makinistleri onlar olmuşlardır. Yıllar geçtikçe ulaşamadığım Karadenizli armatörler ortaya çıkmakta. Kimisi yelkenli bir çektirmeden motorlu çektirmeye doğru devam etmiş, kimisi bir adım daha atarak buharlı gemi armatörü olmuş, fakat güçleri yetmemiş, ya da ömrü yetmemiş ve o aileler kayıtlarda yer almamışlardır. Özellikle devam eden Lloyd’s Register arşivlerindeki araştırmalarımda; Karadenizli armatörler gibi, çok az sayıda da olsalar kaydetmemiş olduğum, Ermeni, Musevi ve Rum armatör isimleriyle karşılaşıyorum. Bu belgeleri bir eser bünyesinde toparlamak ve basılı bir eseri gelecek kuşaklara emanet etmek Deniz Ticaret Odası’na ait olmalıdır. Bu konuda İshak Güven Güvelioğlu ile görüşülebilir.

Oramiral (E) Nusret Güner bir yazımla bağlantılı olarak ailenin köklerinin Rize’nin Derepazarı Yanıktaş Köyü’nde olduğunu anlattı. Aile unvanları “Güvelizâde” iken, Cumhuriyetin ilanı sonrasında soyadları “Güvelioğlu” olmuş ve ailenin bir kolu “Güner” soyadını almış. Aile Rize’den İstanbul’a göç ettiklerinde Haliç’te Fener Ayakapı sahili civarında bir ev satın alarak yıllarca bu evde yaşamışlardı. Oramiral (E) Nusret Güner bu evlerinin halen mevcut olduğunu da hatırlattı. Çalışmalarıma; Lloyd’s Register of Shipping, Grace Guide, Tees Built Ships, Nautalica.gr, Miramar, Lloyd’s Wreck Site, Lloyd’s Register of Casualty Return arşivleriyle günlerce devam ettim. Ortaya defalarca Rize’nin Yanıktaş Köyü’nden Armatör Güvelizâde Şükrü Bey çıktı. Güvelizâde ailesi hemen çoğunluk fertleriyle hep denizci oldular. Motorları, çektirmeleri vardı. Aileye ait bilgileri okudukça bunları görüyoruz!

Rizeli Armatör Şükrü Güvelizâde ve Güvelizâde ailesinin belgelerden oluşan yaşam öyküsünü Rizeli tarih ve kültür araştırmacı yazarı İshak Güven Güvelioğlu lûtfederek bana gönderdi. Dilerim ve umarım ki, bu yazımdan haberdar olduklarında Deniz Ticaret Odası, Rizeli Armatör Güvelizâde ailesinin öyküsünü İshak Güven Güvelioğlu imzasıyla
neşredecektir.

Benim katkım; Rizeli armatörlerden Güvelizâde ailesinin sahibi olduğu ve “Lazistan” adı verilen 1874 Sir Raylton Dixon & Co.Ltd, Middlesborough inşa genel yük gemisinin İngiltere’deki hayranlık dolu arşivini nakletmek olmuştur ve sadece adım “Kaynakça”da yer alır.İshak Güven Güvelioğlu’nun yazdığı Güvelizâde ailesine ait belgelerden oluşan arşiv kaynaklı makalesi, benim bir anlamda bu tanıtım yazımdan sonra yine bu sekmede kendi imzasıyla yayınlanacaktır.
Bu vesile ile İshak Güven Güvelioğlu’nun Türk deniz ticareti dünyasının değerli bireylerinin ve kurumlarının tanımasını ve eserlerini öğrenmek kadar, kitaplıklarına ve Deniz Ticaret Odası ve şubelerinin kütüphanelerine bu eserleri kazandırmalarını da temenni ederim. İshak Güven Güvelioğlu’nun “Karadeniz’in Rizeli Emicesi İpsiz Recep” başlıklı eserini, hayli gerilerde kalan yıllarda Nevzat Kalkavan Bey, ofisinde ziyaretim sırasında bana armağan etmişti.

Bu yazıma İshak Güven Güvelioğlu’nun yaşam öyküsünü ve eserlerinden bazılarını da ekledim; Karadeniz Rize ve yöre tarihi ve kültürü konularında çok değerli belge ve arşiv çalışmaları olan İshak Güven Güvelioğlu, 1969 yılında Rize/Kalkandere’de doğdu. İlkokulu köyünde okudu. 1983’de İstanbul’a geldi. Tarihe ve Osmanlıca metinleri okumaya ilgi duyduğundan Osmanlıca öğrendi. 1997 yılından itibaren Osmanlı Arşivi, Meşihat Arşivi, Şer’i Siciller Arşivi, Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıf Kayıtları Arşivi, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyud’ı Arşivi ve Cumhuriyet Arşivlerinde çeşitli konularda araştırmalarda bulundu. 1998 yılında Kalkandere Tarihi adlı ilk kitabını yayınladı.

2006 yılında Tasavvuf Dergisi (sayı: 17, s.191-216)’nde “Rize meşayihi” başlıklı makalesi yayınlandı.16 Kasım 2006’da 1. Rize Sempozyumunda “Osmanlı Devri Rize Kütüphaneleri” konulu bildirisini sundu. Kaknüs Yayınları tarafından Hüseyin Hoca Köyü / Bir Köyün Monografisi Rize-Kalkandere isimli kitabı yayınlandı (2007).Türkiye Anıtlar Derneği İstanbul Şubesi’nin talebiyle tamamladığı “Osmanlı Mezar Taşları ve Zeynep Sultan Haziresi” adlı kitabı 2008 yılında yayınlandı.Karadeniz’in Rize’li Emicesi İpsiz Recep, Rize Hemşin İlçesi Tarihi Mezar Taşları, Rize’nin Tarihe Gömülen Vakıf Eserleri, Rize’de Tasavvuf Kültürü, Rize Bibliyografyası, Hüseyin Efendi ve Karadeniz Rize Medresesi, Osmanlı Devri Rize Meşhurları adlı eserleriyle Karadeniz Rize yöresi tarihi ve kültürü konularında çok değerli belge eserler yazmıştır ve çalışmalarına devam etmektedir. Yayınlanmış kitaplarının sayısı 16, makalelerinin sayısı 110’dur. Yalnız Osmanlı Devri Rize Meşhurları adlı çalışmam henüz kitaplaşmamıştır. İshak Güven Güvelioğlu’nun çok değerli eserlerinden üçünü daha ayrıntılı olarak bu makalemde anlatmak isterim;

Kalkandere ve Karadeniz; “Karadere’den Kalkandere’ye Tarih, Halkiyat Ve Şahsiyetler” – Bir Rize Araştırmaları Vakfı neşriyatı olan bu eser hakkında Tarih Araştırmacısı İshak Güven
Güvelioğlu şunları anlatmaktadır; Rize-Erzurum arasındaki tarihi bir kervan yolu üzerinde bulunan Kalkandere’nin coğrafyasına umumi bir bakışla başlandı. Belgelerle 1486 yılına kadar uzanan tarihi ve Karadere Nahiyesinin kuruluşu arşiv vesikaları eşliğinde aktarılmaya çalışıldı.Şehitler, Madalya sahipleri ve Kuvây-ı Milliyecilerle ilgili dikkat çekici bilgilere yer verildi.Osmanlı’dan itibaren eğitim tarihi, faaliyette bulunmuş medreseler, mektepler ve okullar hakkında derlenmiş bilgiler, Karadere’nin Kalkandere’ye dönüşüm süreciyle şehirleşme ve ilk esnaflar, çay ve ekonomik hayat, manevi hayat, başarı hikayeleri, din adamları, iş insanları, eğitmenler, öğretmenler ve iz bırakanlarla ilgili biyografilere yer verildi. Tarihin şahitleri olan ahşap işlemeli camiler, mezar kitabeleri, kemer köprüler, değirmenler, serenderler, ilçenin halk kültürü ve folkloru, halk hikâyelerinden örnekler, halk hekimliği uygulamaları, mahalli yemekler, türküler ve maniler aktarılmaya çalışıldı.Kalkandere’nin sosyokültürel durumuyla ilgili derlenen bu eser, geçmişten geleceğe bir hafıza oluşturma düşüncesiyle bol miktarda fotoğraf ve vesika eşliğinde hazırlandı.”

Karadeniz’in Rize’li Emicesi İpsiz Recep -Elinde avucunda nesi varsa çevresindekilere dağıttığı için adı “İpsiz”e çıkmış; gençliğinden beri Rize-Batum-Trabzon arasında nakliyecilik yapan bir taka reisi… Kurtuluş Savaşı’nın başından sonuna kadar cepheden cepheye koşan bir yiğit… Millî Mücadele’de üstlendiği mühim rol ve hizmetlerle sadece müfrezesindeki Karadenizlilerin değil, tüm Kuvâ-yi Milliyecilerin “Emicesi”… İkinci İnönü Muharebesi için Yunan tugayına saldırma emri alınca “Kolordudan emir aldım, yalnız da kalsam giderim…” diyen; savaş sonrası kendisine madalya verilmek istenince “Biz madalya almak için savaşmadık; topraklarımızı, vatanımızı kurtarmak için savaştık” diyerek almayan bir kahraman… İpsiz Recep, Rusya’dan gelen Ermeni komitacıların Osmanlı topraklarında pek çok eylem yaptıkları bir dönemde Batum’dan takasına binen 17 Ermeni komitacıyı öldürmüş ve bunun üzerine yeniden Batum’a döndüğünde yakalanarak Sibirya’da 10 yıl hapis yatmıştır. 1917’de kaçıp vatanına geldiğinde bütün vatanın bir yangın yeri olduğunu görünce İstanbul’a gider, işgal altındaki İstanbul’da Rum ve Ermeni çetelerine karşı faaliyetlere başlar. İşgal kuvvetleri tarafından arananlar listesine girince Anadolu’ya geçerek Karadeniz sahilinde Kefken Adası’nı üst edinir. Hem karadan hem de denizden Anadolu’ya insan ve silah kaçırma yolunu açık tutmaya çalışır. Savaş sonunda ise “vazifesini yapmış bir insanın” huzuruyla, silahını duvara asarak köşesine çekilir.

Rize Hemşin İlçesi Tarihi Mezar Kitabeleri -Hemşin coğrafyası yaylaları, yemyeşil vadileri ve bu vadilerde geçmişten miras kalan kemer köprüleri, camileri, çeşmeleri, değirmenleri,
konakları, serenderleri ile adeta bir tabiat ve açık hava müzesidir. Bu coğrafyanın muhtelif yerlerinde bulunan, her biri hat ve sanat bakımından önem arz eden Osmanlı mezar kitâbeleri önemli kültür varlıklarıdır. Bu kitâbeler, üzerinde bulundukları coğrafyanın tapu senedi, metinleri ile nüfus kaydı, dinî ve kültürel aidiyeti belirleyen, dil-edebiyat ve folklor araştırmalarına kaynak teşkil eden kültür eserleridir. Mezar taşları, şekil ve başlıkları ile başucunda bulundukları kişinin meslek ve toplumdaki statüsünü belirtmekten başka, geçmiş ile gelecek arasında bağ kurmamızı sağlar. Bunlar ait oldukları dönemin dilini, sanatını, edebiyatını ve kültürünü yansıtması bakımından da bölge kültürüne dair araştırmalara kaynaklık eden belge özelliği taşırlar.

Rize’nin Tarihe Gömülen Vakıf Eserleri- İnsanoğlu geçmişini, tarihini iyi bilmelidir, derler.Bunu bilmek bazen acı, bazen hüzün, bazen umutsuzluk verir. Bu kitap da böyle bir çalışma.Konusu, Rize’nin Türk-İslâm tarihini gelecek kuşaklara ulaştıracak dinî, tarihî, kültürel eserler ve bunların hazin akıbetidir.İki bölümden oluşan kitabın birinci bölümünde Rize kasabanın eski ana merkezindeki vakıf eserleri incelenmiştir. İncelenen eserler cami, mescit, medrese, tekke, kütüphane, muvakkithane, türbe, hazire ve hamam olmak üzere 17 adettir.Kitabın ikinci bölümünde ise bir adet abide, bir çeşme ve kasaba merkezinde yok edilen tarihî hazire/mezarlıklar izah edilmiştir.Yöredeki Türk-İslam mührü vasfına sahip bu
eserlerden her biri yol açmak, meydan genişletmek gerekçeleriyle yok edilmiştir. Tarih boyunca Rize’nin kalbi demek olan şehir meydanı ve icra ettiği rolün anlatıldığı bölüm,
ayrı bir başlık altında verilmiştir. Rize Araştırma Vakfı yayını ve özel baskı olarak çıkan eser, bol fotoğraf ve belge ihtiva etmektedir.Hüseyin Efendi ve Karadere- Rize Medresesi; Dergah Yayınları’ndan neşredilmiş bir eserinde İshak Güven Güvelioğlu, Rize’nin Kalkandere ilçesi Hüseyinhoca köyünde doğmuş son dönem Osmanlı müderrislerinden Hüseyin Efendi’nin hayatını ve bugün Kalkandere Hükümet Konağı’nın olduğu yerde inşa edip faaliyete geçirdiği medresesini anlatmaktadır. Güvelizâde Hacı Şükrü Kaptan’ın “Lazistan” adını verdiği genel yük gemisi Bilindiği kadarıyla Güvelioğlu ailesinden Güvelizâde Hacı Şükrü Kaptan, 1911’de yine Rize’li İbrahim Ethem Bey ’den satın aldığı “Rize” isimli genel yük gemisine “Lazistan” adını vermiştir. Bu geminin Tees Ships arşivindeki sicil kaydı şöyledir; İnşa adı “Stentor” olan demir gövdeli, üç direkli tek pervaneleri ve buharlı genel yük gemisi 1874 yılında Middlesborough, Sir Raylton Dixon & Co. Ltd.’in Cleveland Dockyard’da 106 Kazan numarası ile inşa edildi. Resmi kayıt Numarası: 70426 ve denize indirilme tarihi; 6 Haziran 1874’dür.369 grt., 138 nrt. olup Tam boy: 141.0 ft., Genişlik: 22.2 ft., Derinlik: 12.8 ft. ve Stockton-on Tees Blair & Co. Ltd. imalatı CI2 cyl, ana buhar makinesi 45 hp, güç üretiyordu.Stentor, Middlesborough’dan A.Harris & Co. armatörlük firması adına inşa edilmiştir.1878’de E.Harris & Co. adına kaydedilmiştir. İlk tescil limanı Middlesborough’dur. 1888’de H.A.Swan adına tescil olundu.1891’de Nantes’dan P. & A. Legal Fils satın aldı ve “Blanche Amelie” adı verildi.1898’de Nantes’dan A. Legal Fils & Cie. adına tescil olundu. 1902’de Nantes’dan Cie. Maritime l’Armoricaine satın aldı ve adı değiştirilmedi.1907’de Livorno’dan Soc. Anon. Cantiere di Cadimare, satın aldı “Tino” adı verildi.Mart 1908’de hizmetdışı bırakıldığı ilan edildi. Fakat 1909’da yeniden hizmete girdi.1909’da İstanbul’dan G. Yamaly satın aldı ve “Sofia” adını verdi.1910’da İstanbul’dan Rize’li İbrahim Ethem Bey satın aldı ve “Rize” adı verildi.1911’de Rize’li Güvelizâde Şükrü Bey satın aldı ve “Lazistan” adı verildi.27 Kasım 1912 tarihinde İstanbul’dan Batum’a seyrederken, Batum’dan yağlama yağı yüküyle Antwerp’e gitmekte olan Apscheron S.A. d’Armament d’Industrie et de Commerce firmasına ait “Apscheron” isimli vapurla çarpışma sonucu ancak karaya vurdu ve batarak “Total loss- Tam Kayıp” oldu.

Stentor” dan başlayarak “Lazistan” adında sefer yaptığı zamanları kapsayacak şekilde fotoğrafını araştırdım. Fakat İngiliz, İtalya ve Fransız arşivlerinde fotoğrafları yok.Buna karşın çarpıştığı “Apscheron” isimli vapurun fotoğrafını tespit ettim. Belçika’lı Société Anonyme d’Armament, vIndustrie et de Commerce’in filosunda yeralan 1386 grt. Apacheron’dan başka, 1786 grt. olan “Daghestan”, 1631 grt. “Erivan”, 1549 grt. “Ural”, 1845 grt. “Tiflis” isimli genel yük gemileri olduğu görülmektedir. Gemilerin isimleri dikkat çekicidir! Ayrıca XIX. yüzyıl son çeyreğinde buharlı ve 3 direkli olan bu gemiler, hâlâ rüzgar gücünden istifade etmenin etkisinde bulunuyorlardı. Bu çalışmalarım sırasında “İbrahim Ethem Bey’i ve “Rize” adıyla arşivdeki kayıtları da araştırdım. Arşivde sadece “Rizeh” adıyla bir genel yük görülmektedir. Bu vapur Rizeli Bostancızâde Hacı Hüseyin adına kayıtlıdır.


Bunları da beğenebilirsin