“Akbelen zeytinliklerinin direnişçisi Zehra Nineyi 2 gün önce kaybettik.
Toprağa verilmeden Akbelen zeytinliklerine dozerlerle girdiler.”
Buna Halikarnas Balıkçısının “Anadolu Efsaneleri”kitabından bir alıntı ile cevap vermek isterim.
Ağaç Anadolu’da kutsaldır,ruhu vardır, konuşur.
Anadolu ismi üzerindeki ağaçların da anasıdır.
Kesen, kestiren iyi düşünsün.
Saygılarımla
İyi okumalar dilerim
A.İlker Meşe
Halikarnas Balıkçısından Orman Perileri
Ormanların, ağaçların ve bitkilerin perilerine Dryad, bazen de Hamdryad denirdi. Bunlar ağaçların ruhları idi.
Geceleri ağaçlardan ayrılıp el ele vererek halka olur, ay ışığında bir çelenk halinde dönerek dans ederlerdi.
Dryad’lar ağaçlarla birlikte yaşar, ağaçlarla birlikte can verir, ölürlerdi. Yeryüzünün her yanını kapkara bir vahşet kaplamışken, bütün bu güzel peri kızları Anadolu’da doğmaya başlayan bir nurdu, yani doğal eşyanın insanlaştırılması, bir hümanizm hareketinin başlangıcı, yeni bir uygarlığın doğusu idi.
O zaman Mısır’da da bir uygarlık vardı. Ne var ki, Mısır uygarlığı yüzünü ölümden yana çevirmişti. Anadolu ise yüzünü hayata dönüyordu. Anadolu çılgın bir yaşama sevinciyle coşuyordu. Belki bu halin nedeni orman ve çiçeklerle örtülü günlük güneşlik yamaçlarda pırıl pırıl ışıldayan iç açıcı denizlerdi. Bu şeyler insanları masum çocuklar gibi oynamaya ,türkü söylemeye iteliyordu.
Mısır denilince insanın aklına, ehramları ve mumyaları ile büyük bir mezarlık gelir. Oysa Anadolu denilince hemen, oyun ve müzik için yapılmış tiyatro ve stadyumlar gelir.

Ağaç sevgisi o denli yeğindi ki, ozanlara taç diye defne dalından ,zafer kazanmış atletlere ise zeytin dalından çelenkler takılırdı.
Anadolu’da bugün bile Dryad imişler gibi ağaçlarda bir ruh olduğu inancı vardır. Bir ağaç yemiş vermezse ”ağaç korkutma ”denilen çareye başvurulur. Biri baltalı, biri eli boş iki kişi, yemiş vermeyen ağacın başına dikilir. Baltalısı;
“Ben bu ağacı keseceğim! Der.
Baltası kaldırınca ,öteki,
“Onu affet, bu yıl vermediyse, önümüzdeki yıl çok verir. Onu canını bağışla !”diye yalvarır.
Sözde ağaç bu sözleri işitir, korkar ve ertesi yıl çok ürün vererek canını kurtarır. Her ne kadar bu yapılan saçma ise de ,yapıldığına göre ağaçta bir can ve can kulağıyla dinleyen bir ruhun varlığına inanılıyor demektir. Güney Anadolu’da zeytin ağaçlarının mirasçıları kaç kişiyse, zeytinin gövdesine baltayla o sayıda çentik vurulur. Ağacın yaralanmaması ve canının acıtılmaması için ağaçlardaki paylarından vaz geçenler(özellikle kadınlar) çoktur.
Zaten ağaçlara “kanlı kavak ”gibi adların takılması, mezarlığa selvinin ,köy meydanına da ulu çınarın dikilmesi Anadolu’da ağaç duygusunun derinliği gösterir.
