Denizcinin anasayfası

Yerli ürünler nasıl sertifikalandırılıyor?

Türkiye'nin ilk yerli can kurtarma ekipmanlarını üreten Vira Denizcilik yetkilileri ürünlerinin sertifikalandırma süreçlerini anlattılar.

İTÜ Denizcilik Fakültesi Gemi Makineleri İşletme Mühendisliği 4. sınıf öğrencileri Ali Mazlum Yıldız, Mert Kara, Fatih Mehmet Alkaç’ın haberi

Dünya ticaretinin büyük bir bölümü deniz üzerinden gemiler ile yapılmaktadır. Bu gemiler IMO çatısı altında belirli standartlarla donatılarak üretimi yapılmaktadır. Dünya denizcilik pazarında önemli bir yer edinen ve bu yeri her geçen yıl büyüterek devam eden ülkemiz yerli üreticileri hem sertifikasyon sürecinde hem de ürünün ilk yerli üretiminin getirdiği çeşitli zorluklar ile karşılaşmaktadırlar. Bu sertifikasyon sürecinde yerli üreticilerimizin yabancı üreticilere göre daha fazla zorluklar ile karşılaştığını söylemek mümkündür. Bu zorlukların üstesinden gelebilmek için konuyu detaylı bir şekilde incelemek önem arz ediyor.

Bu önemli konuda İTÜ Denizcilik Fakültesi Gemi Makineleri İşletme Mühendisliği öğrencileri olarak İsmail Çiçek hocamızın danışmanlığında yürütülen bir tez çalışması yaparak İTÜ Denizcilik Test Uygulama ve Araştırma Merkezi (İTÜ DETAM) çalışmaları kapsamında yürütülen ürün sertifikalandırma projelerini inceledik ve bu ürün çalışmalarının testleri konusundaki başarı öykülerinden birisini aktarmak istedik. Bu anlatımımızın ülkemizdeki başka firmalarımıza da örnek ve motivasyon sağlamasını umuyoruz.

Delmar Safety

İTÜ Denizcilik Fakültesi öğrencileri olarak tezimizin içeriğini de kapsayan bu konuda ülkemizde ilk yerli can kurtarma ekipmanları üretmeye başlayan ve yıllardır ürün yelpazesini arttırarak dünya denizcilik pazarında yer edinen Vira Denizcilik Genel Müdürü Selahattin Yılmaz ile yaptığımız röportajda şu konulara değindik.

Selahattin Yılmaz

– Vira Denizcilik olarak yerli üretime geçiş kararını nasıl aldınız?

Firmamız 1996’dan önce safety ekipmanlarını ithal ederek ülkemiz firmalarına ve yabancı firmalara bu ürünlerin satışını yapmaktaydı. Biliniyor ki safety ekipman denizcilik pazarının büyük bir bölümünü oluşturuyor. Firmamızın kurucusu olan Kapt. Selçuk Karakaş bu konudaki deneyimi ve bilgi birikimini kullanarak ülkemizde can kurtarma ekipmanlarının üretiminin yapılabileceğini düşündü. İki yıllık çalışma sürecinin ardından üretime başlanmıştır.

– Bu üretim kararını aldıktan sonra Vira Denizcilik’in ilk adımı ne olmuştur?

Bu alanda ilk kez üretim yapacak olan firma doğal olarak ortaya çıkaracakları ürünün muadilleri ile kıyaslanacağı için ilk olarak rakip firma ürünleri hakkında bilgi topladı. Bu ürünün tasarımı belirlenmeden önce denizcilik sektörünün önde gelen firmalarından görüşler alındı ve anket çalışmaları yapıldı. Bilindiği üzere denizcilik sektörü kendi yapı taşları içinde özel konvansiyonlar barındıran, diğer sektörlerden farklı kurallara tabii olan ve bu kuralları düzenleyen kuruluşlara sahip bir sektördür. Denizcilik sektörü için kural koyucu olan IMO’nun (Uluslararası Denizcilik Örgütü) bu alanda da düzenlenmeleri olduğunu bilmekteyiz. IMO’nun SOLAS (Denizde Can Güvenliği Sözleşmesi) esaslarına göre MSC.282(86) (Deniz Emniyeti Komitesi) gerekli standartlar belirtilmiştir. Bu sebeple ürünün tasarım ve üretim aşamasında tabii olacağı standartları yönetmeliklerde yer alan prosedüre göre üretilecek ürün için gereklilikler belirlendi.

– Sertifikasyon süreci nasıl işliyor ve bu süreçte karşılaştığınız zorluklar nelerdir?

İlgili yönetmeliklerde yer alan prosedüre göre uygunluk değerlendirme işleminin en başta yapılması gerekiyor. Bu işlemlerle beraber sertifikasyon sürecinde bize yardımcı olacak daha önceden tecrübeli olan bir danışman firma belirlenmelidir. Bu noktada ülkemizde yeterli bilgi birikimine sahip danışman firma bulma konusunda zorluklar yaşanabiliyor. Tüm şartlar belirlendiğinde ürünün temel gerekliliklerine uygunluğunun belirlenmesi gerekir, bu genellikle ürünün testini içerir.

Bunun sonrasında teknik dokümantasyon hazırlanması gerekir. Bu teknik dokümantasyonun içerisinde; teknik açıklama, uygunluk beyanı, çizimler, devre şemaları, malzeme listesi, kullanılan kritik bileşenler ve malzemeler için uygunluk beyanı, tasarım hesaplamaları test raporları ve değerlendirmeler, talimatlar olmak zorundadır. Teknik dosyanın hazırlanması sertifikasyon işleminin yaklaşık olarak %80’inin bitmiş olması demektir. Vira Denizcilik olarak test aşamasında ülkemizde yeterli tecrübe ve donanıma sahip test merkezlerinin bulunmadığını fark ettik. Bu noktada İTÜ Denizcilik Fakültesi Gemi teçhizatı test merkezi ve değerli hocaları Dr. İsmail Çiçek ve Öğr. Gör. İsmail Kandemir ve Araştırma Görevlisi Alper Seyhan’ın önemli katkıları oldu. Tüm testleri yapacak test merkezleri bulunsa bile yaşanan en önemli zorluğun tek merkezde üretilecek ekipman için gerekli tüm testlerin yapılamamasıdır. Bu sertifikasyon işlemi sırasında üretilen ekipmanın birden çok noktaya gönderilmesi anlamına gelmektedir, bu firma için zaman ve para faktörlerini olumsuz yönde etkiliyor. Test işleminde başarısızlık söz konusu olduğunda ve bunun sebebi ekipmanın bütünlüğünü oluşturan bir parça olduğunda, bu parça ülkemizde üretilmediği zaman üzerinde değişiklik yapılması zaman ve maddi açıdan zorluk ortaya çıkarıyor. Burada ülkemiz üreticilerinden tamamlayıcı parçaları yerli imkanlarla sağlanmasını bekliyoruz. IMO çeşitli konularda düzenli olarak konvansiyonlar yayınlamakta ve üretimi yapılacak olan ürünün test işlemi bitmiş olmasına rağmen sertifikasyon sürecindeyken yeni gelen ek standartlar tüm işlemlerin yeniden başlamasına hatta ürünün tasarımının değişmesine sebep olabilir.

Bu noktadan itibaren diğer sektörlerden farklı olarak denizcilik sektörüne özgü Klas kuruluşları devreye girmektedir. Denizcilik sektöründe üretilen ekipmanların sertifikasyon işleminin yapılması için üreticiler yetkili klas kuruluşları ile irtibata geçer. Klas kuruluşunun yapacağı sertifikalandırma ürünün ticari değeri açısından çok önemlidir, Vira Denizcilik Yunan klas kuruluşu ile anlaşmalı şekilde çalışıyor. Türk Loydu ülkemizin klas kuruluşudur ve IACS’a üye olma noktasında önemli adımlar atmıştır. Sektörde genelde yabancı klas kuruluşları ile sertifikalandırma işleminin yapılması sörveyör ücretleri, sertifikasyon ücretleri ve doğal olarak yabancı firma olmasından dolayı maddi ve zaman konusunda zorluklar ortaya çıkarıyor.


Bunları da beğenebilirsin