Denizcinin anasayfası

Salya

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu farkına varmadan hidrodinamik uzmanlarını doğruladı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Çamlıca Kulesi’nden katıldığı programda Kanal İstanbul’un ÇED Raporu’ndan bahsederek 200’ün üzerinde bilim adamının, uzmanların çalıştığı bir belge olduğunu anlatıyordu. Sonraki bölümlerde rapora dayandırdığı bilgileri anlatmakta iken konu deniz salyasına geldiğinde kanal yapıldığında nehirlerle beslenen Karadeniz suyunun kanaldan Marmara’ya akacağını, akıntı ile gelen bu suyun Marmara’nın su kalitesini artıracağını, salyanın önlenmesine dair katkıda bulunacağını söyleyiverdi.

O sırada birçok programda bilim insanları salya ile ilgili neler yapılacağını konuşmakta idi. Bakan odaklandığı kanal İstanbul konusunda 200 bilim adamının çalışmalarını öne çıkarırken ve ÇED Raporunda salya ile ilgili herhangi bir çalışma yokken neye dayanarak böyle bir sonuca vardı anlamak mümkün değil.

Hocalara destek

Delmar Safety

Bakan, kanal ve salya söylemini ortaya koyarken de hidrodinamik hocalarımızın Kanal İstanbul’da yüksek akıntıların oluşacağı söylemini de farkına varmadan desteklemiş oldu. Hocalar Karadeniz ve Marmara Denizi arasındaki seviye farkının çeşitli çalışmalarda ortalama 33 cm olarak ölçüldüğünü, Kanal İstanbul Projesi ÇED Raporu için yürütülen Artelia (2018) çalışmasında 14 cm olarak alınan seviye farkının, dolayısı ile hesaplanan debilerin gerçekçi olmadığı görüşünde idi.

Yani ÇED’de belirtilen akıntıların çok üzerinde akıntılar olacağı ve bu akıntılar sayesinde Marmara’nın su kalitesini arttıracağını anlatmaya çalışan Bakanın bu söylemi için bilim insanları gerekli irdelemeyi yapacaktır muhakkak. Ama Boğaz akıntılarının çok üstünde oluşacak akıntılarda hiçbir geminin kanalı kullanamayacağı gerçeği de bu sayede vurgulanmış oldu.

Bakan eline Artelia ve Maritime & Transport Business Solutions B.V. nin katkıları ile hazırlanan Trafik Etüdü’nü ve tablosunu almış anlatıyor… Şu anda yıllık 43.000 gemi geçiyor… sayı düştü, gemi boyutları, hacimleri büyüdü ve bu büyük hacimli gemilerle tehlikeli maddeler taşınıyor…

Gemi geçişleri azalıyor

Peki, gerçek böyle mi? Bakanın söylediği rakamlar 2017’ye ait. 2017’de 599 milyon GRT’luk 43 bin gemi geçmiş. 2020’de geçen gemi sayısı 38 bin ve 620 milyon GRT geçiş yapmış. Arada 5 bin gemilik fark var. Buna rağmen trafik etütçülerin araştırmalarına göre 2050’de Boğazdan 78 bin gemi geçecekmiş diyor Bakan Bey. 2017’den 2020’ye 5 bin gemi azalmış olmasına rağmen.

Rapor başka ne diyor; “Tam boyu 275 m’nin üzerindeki tüm petrol tankerleri ile kuru yük gemileri İstanbul Boğazı’nı kullanmaya devam edecektir.” Rapordaki tasarım tankeri 275 metre boyunda ve seyir halinde suya gömüleceğinden (çökme) su çekimi geminin dizaynına göre 18, 18.5 metreye ulaşacak ve altında çok sığ su kalarak manevra güçlüklerinden kanalı kullanamayacak. Gemi sayısı azalıyor, tonaj büyüyor derken ÇED Raporu da 275 metrenin üzeri tankerler Boğazı kullanacak diyor. Demek ki kanalın ilk açıklandığı yıldan beri ağızlardan düşmeyen ve kanal yapımının ana gerekçesi olan INDEPENDENTA türü tankerler Boğaz’dan geçmeye devam edecek. kanalı kullanamayacak/kullanmayacak.

Bilimadamları çekiniyor mu?

Siyasi söylemlerde genellikle dış güçler, bizi çekemeyen yabancı ülkeler gibi sözler çok kullanılır ve sorunları bunların yarattığı, bizi zayıflattığı, bize karşı oldukları, ilerlememizi istemedikleri hatta kıskandıkları söylenir. Bu söylemlere pek itibar etmem ama Bu ÇED Raporunda durum böyle gibi ne yazık ki. Akıntı hesaplamaları, trafik etüdü ve en önemlisi seyir simülasyonları, hepsi yanlış, eksik bilgilerle hazırlanmış. Bakan’ın söylediği 200 bilim adamımız niye bunları incelememiş. Ya da incelemiş de söyleyememiş mi, çekindikleri bir durum mu var?

2007 yılında temeli atılan BORU HATLARI yapımını gerçekleştirerek tanker geçişleri daha da azaltılmalıdır.

78 bin geminin Çanakkale Boğazı’nı ve Marmara Denizi’ni kullanarak Karadeniz’e geçmek üzere İstanbul önlerine geleceği öngörülmektedir. Bu Çanakkale ve Marmara’nın kaldıramayacağı bir yoğunluktur. Seyir emniyeti, çevre kirliliği, baca gazı emisyonları, balast suyu kirliliği zaten iflas etmiş bir ortama çok daha fazla yükler getirecektir. Bakanın 30 Mart konuşmasında dediği gibi Çin’den bir konteynır, Türkiye üzerinden 7 bin km yol alarak 10-15 gün içerisinde Avrupa’ya gidebiliyorsa, siz de yükleri Filyos’a, İyidere’ye diğer Karadeniz limanlarına trenle ulaştırın oradan gemiler götürsün Karadeniz ülkelerine. Konuşun Karadeniz ülkeleri ile Boğazlarımızın kapasitesi bu, tanker trafiği istemiyoruz, deyip anlatın.

Yabancı ülkelerin hesapları ile hareket etmeyin

ÇED’ de risk değerlendirme ve sonucunda Boğaz ve kanal’ı riskler yönünden karşılaştırma tamamen yanlış yapılmış. Çatışma ve Karaya Oturma kazaları yanlış rakamlar kullanılarak riskler ve yorumlar ortaya çıkarılmış. Kılavuz kaptanlı kazaya karışan gemi oranı gerçekte yüzde 11 iken yüzde 33 olarak gösterilmiş. Bu durumların düzeltilmesi için CİMER aracılığı ile yaptığım Başvuru’ya Ulaştırma Bakanlığı “kaza rakamları, risk tahmin ve yorumları doğrudur, kılavuz kaptanlı gemi sayısına nasıl ulaşıldığı anlaşılamamıştır” şeklinde cevap verdi. Bunun üzerine yapılan yanlışlıkları, kaza yapan gemi ayrıntılarını ve kılavuz kaptanlı gemi ayrıntılarını da yazarak Ocak ayında gönderdiğim ikinci başvuruya cevap verilmeden başvurum Ulaştırma Bakanlığı tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na yönlendirildi. Normalde 30 günde cevap verilmesi gerekirken 5 aydır bekliyorum. Cevap vermiyorlar ya da veremiyorlar, zira büyük yanlışlık yapmış durumdalar. Böyle bir projeye bu yanlışlıkları giderip doğru analizler üzerinden gitmek varken ya da vaz geçmek gerekirken kanalı yapacağım inadını anlayamıyorum.

Tek yönlü kanalda bekleme olmayacak mı?

Bakan’ın bahsettiği gemi bekleme sürelerini de CİMER’e sordum. Cevap bekliyorum. Bakalım bakanın dediği gibi tehlikeli yüklerde bekleme 30 saatleri, normal gemiler de 16 saatleri mi buluyor. Bu beklemeler nasıl değerlendirilmiş? Tek yönlü planlanan kanalda da doğal olarak tek yön dolayısı ile beklemeler olacak. Bu karşılaştırılmış mı? Çanakkale Boğazı’nda beklemeler nasıl? Tankerlerin Karadeniz limanlarında yükleme için beklemeleri var mı? Bunların tarafsız gözlemciler tarafından incelenmesi gerekir. Onun dışında tek taraflı, nasıl hesaplandığı belli olmayan rakamlar gerçekçi olmayabilir. Bu verileri açıkça ortaya koyun. Araştırma yapılması, yapılabilmesi hepimiz için faydalı olur.

Kaza kayıtları ortadan kalktı

Onlarca yıl internetten ulaşılabilen bakanlık bünyesindeki AAKKM’nin kaza ve kazaya yakın ramak kala durumlar, arıza yapan gemilerin kayıtları bir anda ortadan kalktı. Ulaşılamıyor. Bu tür bilgileri şeffaf olarak incelemeye açın. Araştıralım, dersler çıkaralım, bir daha olmaması için çalışmalar yapalım. Bu tür faaliyetlerin zararı olmaz, bilakis mesnetsiz, dayanaksız haberleri ortadan kaldırır ve faydalı sonuçlar çıkarmamıza yardım eder.

Bakan’ın 30 Mart konuşmasında “Kanal girişinden itibaren deniz akıntısını ve dalga boyunu ölçerek gemiyi kumanda eden otonom kılavuz kaptan sayesinde gemilerin yüzde 100 güvenli geçişi sağlanacak.” beyanı var. Otonom Kılavuz Kaptan’ın ne olduğunu gerçekten merak ediyorum. ÇED Raporunda da yok. ÇED’de sadece gemilerin kılavuz kaptan alma mecburiyeti olduğu yazıyor. Bakan her ortam ve fırsatta yaptığı konuşmalarda bununla ilgili de bilgi verirse çok iyi olur. Belki de Boğaz Baş Kılavuz Kaptanları ile yaptığı toplantıda bilgi vermiştir. Bilemiyorum. Bu tür toplantılar her zaman faydalıdır.

Betonda demir tutacak mı?

Bir de kanalın beton zeminine arıza yapabilecek gemiler demirlerse ne olur? Zemine zarar verir mi? Demir tutar mı? Bunları da cevaplamak gerekir. Daha doğrusu bu sorulara ÇED’de cevapların olması gerekir.

Esasen daha çok sorular var ve soruldu ama birçok konuda olduğu gibi cevap alınamadı. Salya nedeni ile bir kısmını tekrarlamış olduk. Umarım bilim insanlarımız bu deniz salyası sorununu çözmek üzere çalışmalar yapar, bizler üstümüze düşenleri yapar, siyasiler de gereken mekanizmaları işleterek bu sorun çözülür.

Siyaset ve siyasetçi bizlerin adına çalışmaktadırlar. Görevleri bu. Bugün varlar yarın yoklar. Böyle çok hassas bir konu da siyasi menfaat elde etmek üzere hareket etmemelidirler. Salya konusu yapılacak yanlışlığı affetmez. Hepimiz, birçok nesil perişan oluruz. Kanal da çok önemli bir konu, yanlışlığı affetmez. Umarım herkes sağduyulu davranır.


Bunları da beğenebilirsin